sürtmek

listen to the pronunciation of sürtmek
التركية - الإنجليزية
rub
gall
tramp
chafe
horse around
wander idly
to wander about aimlessly. Sürt Allah sürt! (Konuşma Dili) So you just wander around with nothing to do but kill time!
gad
muck about
to rub (sth against sth); to rub with the hand; to loaf, to wander, to roam, to loiter (about/around), to hang about/around, to gad about/around
gad about
to rub (one thing) against (another) hard
range
loiter
hang out
roam
knock about
grinding
wander
rub with the hand
sweep
loaf
scuff
consort
hang about
kick around
hang around
scrape
sürtme
{i} rubbing
sürtme
{i} rub
sürtme
wandering
sürt
{f} rub

Tires wear down because of friction between the rubber and the road surface. - Lastikler lastik ve yol yüzeyi arasındaki sürtünme nedeniyle yıpranır.

Rub two sticks together to get the fire started. - Ateşi başlatmak için iki çubuğu birlikte sürtün.

sürtme
friction
sürtme
scrape
burnunu sürtmek
make a dent in
burnunu sürtmek
make smb. eat humble pie
burnunu sürtmek
put smb.'s nose out of joint
burnunu sürtmek
teach smb.'s lesson
burun sürtmek
to nuzzle
burunu sürtülmek/burnunu yere sürtmek
to learn one's lesson through a humiliating experience
burununu sürtmek
to back down and accept what one has scorned
pala sürtmek
to have experienced a lot of things
sağda solda sürtmek
to hang around in bad places/company
sürtme
slang a way of throwing dice
sürtme
rubbing (one thing) against (another)
sürtme
rubbing, friction; wandering, loitering
sürtme
frictional
tembel tembel sürtmek
lounge
التركية - التركية
Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak
Dokundurmak
Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak: "Çocukçağız birkaç gün sokaklarda sürtmüş."- S. F. Abasıyanık
Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek: "Cemal ellerini hızlı hızlı birbirine sürttü."- S. F. Abasıyanık
Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek
sürtme
Sürtmek işi
sürtmek
المفضلات