one who remains or keeps in a place or position

listen to the pronunciation of one who remains or keeps in a place or position
الإنجليزية - التركية

تعريف one who remains or keeps in a place or position في الإنجليزية التركية القاموس.

keeper
{i} bakıcı

Biraderimin bakıcısı mıyım ben? - Am I my brother's keeper?

keeper
kilit dil karşılığı
keeper
manyetik şönt
keeper
işleten
keeper
otomatik kapı kapayıcısı
keeper
(Askeri) tüfek kayışı köprüsü
keeper
(Ticaret) işletici
keeper
çalıştıran
keeper
{i} koruyucu
keeper
{i} gardiyan
keeper
{i} bekçi

Tom, deniz feneri bekçisi ve yalnız bir hayat sürüyor. - Tom is a lighthouse keeper and leads a lonely life.

keeper
(Askeri) KÖPRÜ: Kemer veya ipleri üstüste tutmak için kullanılan parça. Köprüler, tüfek kayışlarında vesairede kullanılır
keeper
{i} sorumlu
keeper
{i} işletmeci
keeper
{i} kaleci

Tom ilk kez Mary'yi eve getirdiğinde onun annesi bu bir kaleci. dedi. - The first time Tom brought Mary home, his mother said, This one's a keeper.

keeper
{i} muhafız
الإنجليزية - الإنجليزية
keeper
one who remains or keeps in a place or position

    الواصلة

    one who re·mains or keeps in a place or po·si·tion

    التركية النطق

    hwʌn hu rimeynz ır kips în ı pleys ır pızîşın

    النطق

    /ˈhwən ˈho͞o rēˈmānz ər ˈkēps ən ə ˈplās ər pəˈzəsʜən/ /ˈhwʌn ˈhuː riːˈmeɪnz ɜr ˈkiːps ɪn ə ˈpleɪs ɜr pəˈzɪʃən/
المفضلات