disiplinli

listen to the pronunciation of disiplinli
التركية - الإنجليزية
disciplined

We should learn to be disciplined in our lives. - Hayatlarımızda disiplinli olmayı öğrenmeliyiz.

Tom isn't disciplined enough. - Tom yeterince disiplinli değil.

well-disciplined
disciplined; having strict discipline
well disciplined
self disciplined
under control
disiplin
discipline

The university disciplined Mark Zuckerberg for hacking its database. - Üniversite, Mark Zuckerberg'ı veritabanını hacklediği için disipline verdi.

Tom lacks discipline. - Tom disiplinden yoksun.

disiplin
self discipline
disiplin
disciplinary

The school is considering disciplinary action. - Okul disiplin eylemi düşünüyor.

disiplin
branch of knowledge, branch of instruction, subject
çoklu disiplinli IKK
(Askeri) multidiscipline counterintelligence
التركية - التركية
Disiplini olan
DİSİPLİN
(Osmanlı Dönemi) Fr. Uyulması lâzım gelen kaide ve yasaklar
Disiplin
(Hukuk) İNZİBAT
Disiplin
sıkı
DİSİPLİN
(Osmanlı Dönemi) Nizam ve intizam te'mini için zihnî, ahlâkî, ruhî, cismanî tâlim ve terbiye
disiplin
Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, zapturapt: "Bu, belki de ordu için şart olan disiplin ruhunu bende bulamamış olmalarındandır."- R. N. Güntekin
disiplin
Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, zapturapt
disiplin
Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü: "Bazı kibar semtlerde ve Beyoğlu'nda bu disiplin biraz gevşerdi."- F. R. Atay. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı
disiplin
Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü; bilim dalı
disiplin
Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü
disiplinli
المفضلات