devirmek

listen to the pronunciation of devirmek
التركية - الإنجليزية
topple
knock
subvert
take down
upset
knock down
overturn
bring down
floor
turn
toss off
lay
knock out
revolutionise
get down
over
fell

Their job is to fell the dead trees. - Onların işi kurumuş ağaçları kesip devirmek.

cut something down
blow down
drink down
make
to finish (reading a book)
overset
tip
strike down
to knock over, turn over, turn upside down; to upset, capsize
crumple
(içki) shift
chop down

If I had eight hours to chop down a tree, I'd spend the first six hours sharpening the ax. - Bir ağacı devirmek için sekiz saatim olsa, ilk altı saati baltayı bilemek için kullanırım.

capsize
topple over
to knock back, toss off (a drink) in one go
to tilt (something) to one side
down

If I had eight hours to chop down a tree, I'd spend the first six hours sharpening the ax. - Bir ağacı devirmek için sekiz saatim olsa, ilk altı saati baltayı bilemek için kullanırım.

give smth. a tip
knock over
defeat
cut down
(Hukuk) overthrow
revolutionize
to overthrow, overturn, depose, remove from power
quaff off
tilt
knock back
to overturn, to turn upside down; to upset; to topple; to knock down, to floor; to tip, to tilt to one side; to cut sth down; to overthrow, to subvert, overturn, to bring sb down; to drink down, to toss off, to down, to knock sth back; to lay, to make
roll
tilt over
turn over
tip over
to topple
tumble
cast down
fling
overbalance
devir
cycle
devir
period
devir
transfer
devir
era
devirmek (gözlerini)
roll
devir
{i} age
devir
rotation
devir
epoch
devir
takeover
devir
{i} turnover
devir
cyclic
devir
turnaround
devir
turning over
devir
conveyance
devir
tour
devir
dashpot
devir
vintage
devir
(Bilgisayar) cyclic process
devir
demise
devir
saecular
devir
(Latin) transferre
devir
disposition
devir
{i} reign
devirme
knock down
devirme
tipped
devirme
turn over
devirme
transposition
yere devirmek
get down
devir
revolution
devir
{f} overturn

The angry mob overturned cars and smashed storefront windows. - Öfkeli kalabalık, arabaları devirdi ve mağazaların önündeki camları kırdı.

devir
knock over
devir
circuit
devir
time

Times are tough. Try to be strong! - Devir kötü. Güçlü olmaya çalış!

devir
times

Times are tough. Try to be strong! - Devir kötü. Güçlü olmaya çalış!

devir
{f} upset
devir
circulating
devir
tip over
devir
turn
devirme
upset
kesip devirmek
fell

Their job is to fell the dead trees. - Onların işi kurumuş ağaçları kesip devirmek.

devir
revs
arabayı devirmek
slang to need ritual cleansing of the body (after intercourse)
ağaç devirmek
to fell a tree
devir
(Hukuk) circulation, cession
devir
gyration
devir
era, epoch, period; reign
devir
rounder
devir
take over
devir
circulation
devir
period, epoch, era, age
devir
currency
devir
Eyre
devir
spin
devir
tour, circuit
devir
release
devir
circumvolution
devir
alienation
devir
revolution, turn
devir
disposal
devir
assignation
devir
cycle; period
devir
grant
devir
revolving, turning
devir
assignment
devir
cession
devir
circle
devir
rev
devir
volta
devir
rpm
devir
rps
devir
overthrown
devir
overthrow
devir
{i} transference
devir
overthrew
devirme
knockdown
devirme
turnover
devirme
overturning, upset
devirme
overturn
devirme
overturning
devirme
downthrow
hükümeti devirmek
to overthrow the government
kesip devirmek
(ağaç) saw down
semeri devirmek
colloq . to sprawl on one's back
vurup devirmek
to gun sb down
çam devirmek
make a faux pas
çam devirmek
drop a brick
çam devirmek
make a boner
çam devirmek
1. to put one's foot in it, put one's foot in one's mouth, make a tactless or embarrassing mistake. 2. to upset the applecart, ruin something that was going fine
çam devirmek
to drop a brick, to drop a clanger, to blunder, to boob
çam devirmek
drop a clanger
التركية - التركية
Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek
Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek
Bütünüyle içmek: "Birinci, ikinci ve üçüncü bardaklarını hep bu birlik konusuyla devirdiler."- N. Cumalı
Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak
Bütünüyle içmek
Bir yana eğmek
Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek: "... zengin bir tasvir ve izah yapabilmek için evde kitaplar devirdi."- M. Ş. Esendal
yıkmak
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyin diğerine teslimi
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Bazı ehl-i tarikatın dönerek ettikleri zikir, sema
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Müzikte, her ölçüye ve
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyin çevresinde dolaşmak. Dönme
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Aktarma, bir şeyin bir kaptan veya bir yerden diğerine nakli
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyi sonuna kadar okuyup bitirmek. Geçmiş dersleri hatırlama
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Seyahat. Bir memleketi dolaşmak
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Bir bölük veya takım askerin teftiş veya emniyeti muhafaza için dolaşması
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) (Devr) (C: Edvâr) Nakil. Birisinin uhdesinden diğerinin uhdesine geçirmek
DEVİR
(Osmanlı Dönemi) Bir şeyin kendi mihveri üzerinde dönmesi
Devir
(Hukuk) TEMLİK
Devir
çevrim
Devir
periyot
devir
Bir malın mülkiyetini veya bir mal üzerindeki hakkı bir başkasına geçirme
devir
(Osmanlı Dönemi) bak. teselsül
devir
Dönme, dönüş
devir
Aktarılma
devir
Bir görevin bir kimseden bir başkasına geçmesi
devir
Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, periyot
devir
Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, periyot: "Bana sorarsanız devrimiz nasihat devri olmaktan çıktı."- B. Felek
devir
Dolaşma
devir
Sürekli ve düzenli değişme, çevrim
devir
Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot
devirme
Devirmek işi
devirmek
المفضلات