I would rather stay at home than go out.
- Dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.
I don't want to go out.
- Ben dışarı çıkmak istemiyorum.
He neither spoke nor wept, but went out in silence.
- O, ne konuştu nede ağladı, sessizce dışarı çıktı.
She went out without saying good-bye.
- Hoşça kal demeden dışarı çıktı.
Sami wanted to move out.
- Sami dışarı çıkmak istiyordu.
Mother has just gone out shopping.
- Anne az önce alışveriş için dışarı çıktı.
He has gone out for lunch already.
- O zaten öğle yemeği için dışarı çıktı.