Otel ücretini ödemek zorundayım.
- Ich muss das Hotel bezahlen.
Ne kadar ekstra ödemek zorunda kalacağız.
- Wie viel werden wir zusätzlich bezahlen müssen?
Fakir Japon göçmenler düşük ücretle çalışmaya istekliydiler.
- Poor Japanese immigrants were willing to work for low pay.
Saatlik ücretin ne kadar?
- How much is your hourly pay?
Faturayı ödemediği için suyu kestiler.
- They shut his water off because he didn't pay the bill.
Bugün senin öğle yemeğin için parayı ben ödeyeceğim.
- I'll pay the money for your lunch today.
Son zamanlarda, ona maaş çekini zamanında vermiyorlar.
- Recently, they have not been giving her her paycheck on time.
İlk maaşın ile ne yapacaksın?
- What are you going to do with your first pay?
Babamın borcunu ödemekten berat edildim.
- I was absolved from paying my father's debt.
Ben bir kredi kartı ile ödemek istiyorum.
- I would like to pay with a credit card.
Bir otel odasına dünya kadar para vermek istemiyorum.
- I don't want to pay through the nose for a hotel room.
Özgürlük için bedel ödenmeli.
- One must pay for freedom.
Aşk için ödediğimiz bedel bu.
- It's the price we pay for love.
Faturayı ödemediği için suyu kestiler.
- They shut his water off because he didn't pay the bill.
O kadar fazla ödemeye param yetmez.
- I cannot afford to pay so much.
I'll pay with travelers' checks.
- Ich werde mit Reiseschecks bezahlen.
You don't have to pay for it, that's for free.
- Dafür musst du nichts bezahlen, das ist kostenlos.