I want to devote my life to education.
- Hayatımı eğitime adamak istiyorum.
You have to devote yourself to the task.
- Kendinizi göreve adamak zorundasınız.
I'd like to dedicate this song to Tom.
- Bu şarkıyı Tom'a adamak istiyorum.
I want to dedicate all my time to this project.
- Bütün zamanımı bu projeye adamak istiyorum.
The island lies to the west of Japan.
- Ada Japonya'nın batısında yer alır.
Japan is an island country.
- Japonya bir ada ülkesidir.
Hard work and dedication will bring you success.
- Sıkı çalışma ve kendini adama sana başarıyı getirecektir.
The mandatory character of schooling is rarely analyzed in the multitude of works dedicated to the study of the various ways to develop within children the desire to learn.
- Eğitimin zorunlu karakteri çocukların içinde öğrenme arzusu geliştirmek için çeşitli şekillerde çalışmaya adanmış işlerin çokluğunda nadiren analiz edilir.
He dedicates himself to research.
- O kendini araştırmaya adadı.
The Island of Taiwan's surface area is thirty-six thousand square kilometers.
- Tayvan adasının yüz ölçümü 36.000 kilometre kare.
The islet protrudes above the water.
- Adacık su üstünde çıkıntı yapıyor.
The islet stands out above the water.
- Adacık su üstüne çıkıyor.
The mandatory character of schooling is rarely analyzed in the multitude of works dedicated to the study of the various ways to develop within children the desire to learn.
- Eğitimin zorunlu karakteri çocukların içinde öğrenme arzusu geliştirmek için çeşitli şekillerde çalışmaya adanmış işlerin çokluğunda nadiren analiz edilir.
He dedicated his life to helping the poor.
- O, hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.
After retirement, Teresa devoted herself to caring for orphans.
- Emekli olduktan sonra, Teresa kendini yetimlerin bakımı için adamış.
He devoted himself to the study of chemistry.
- O kendini kimya çalışmasına adadı.
She devoted herself to the volunteer activity.
- O, gönüllü faaliyetine kendini adamış.
After retirement, Teresa devoted herself to caring for orphans.
- Emekli olduktan sonra, Teresa kendini yetimlerin bakımı için adamış.
The islet stands out above the water.
- Adacık su üstüne çıkıyor.
The islet resembled a tortoise from afar.
- Adacık uzaktan bir kaplumbağaya benziyordu.