şimdi

listen to the pronunciation of şimdi
التركية - الإنجليزية
now

It's quarter to eight now. - Saat şimdi yedi kırk beş.

I'm at the airport now. - Şimdi havaalanındayım.

at the present time
just

I can't think of his name just now. - Ben şimdi onun adını hatırlayamıyorum.

I heard a shot just now. - Ben şimdi bir silah sesi duydum.

anon
now, at the moment, at present, just now
presently
yet

I have not heard a word from him as yet. - Şimdiye kadar ondan bir kelime duymadım.

I've just arrived. I haven't even emptied my suitcases yet. - Şimdi vardım. Valizimi bile henüz boşaltmadım.

hereby
you see

How many do you see now? - Şimdi kaç tane görüyorsun?

At the beginning you had disliked the idea, but now you seem to be content. - Başlangıçta bu fikirden hoşlanmamıştın ama şimdi memnun görünüyorsun.

(Konuşma Dili) here and now

I want you focus on the here and now. - Burada ve şimdi odaklanmanı istiyorum.

I can't answer you here and now. - Sana şimdi yanıt veremem.

now that

I see now that we've made a mistake. - Bir hata yaptığımızı şimdi anlıyorum.

Now that you are here, you can help do the cleaning. - Şimdi buradaysan, temizlemeye yardım edebilirsin.

away

The boarders are now away on vacation. - Yatılı öğrenciler şimdi uzakta tatilde.

Can you please go away now? - Şimdi gider misiniz, lütfen?

straightaway
at present
now now
at the moment

Where are you sitting at the moment? - Sen şimdi nerede oturuyorsun?

Where do you live at the moment? - Sen şimdi nerede oturuyorsun?

today

Even now, I occasionally think I'd like to see you. Not the you that you are today, but the you I remember from the past. - Şimdi bile, ara sıra seni görmek istediğimi düşünüyorum. Fakat bugünkü seni değil geçmişten hatırladığım seni.

My mother had none of the mod cons which are available to today's housewives. - Annem, şimdiki ev hanımlarının kullandığı ev gereçlerinin hiçbirine sahip değildi.

just now

We're very busy just now. - Biz şimdi çok meşgulüz.

I can't think of his name just now. - Ben şimdi onun adını hatırlayamıyorum.

nowadays

In former days, men sold themselves to the Devil to acquire magical powers. Nowadays they acquire those powers from science, and find themselves compelled to become devils. - Geçmişte insanlar sihirli güçler kazanmak için kendilerini şeytana satarlardı. Şimdilerde bu güçleri bilimden kazanıyorlar ve kendilerini şeytanlaşmak zorunda buluyorlar.

That's not surprising nowadays. - Şimdi bu sürpriz değil.

şimdi beklemeye geç
(Bilgisayar) standby now
şimdi bile
still, yet
şimdi bir taksi rica ediyorum
I would like a taxi now
şimdi tamam
aha
şimdi ödeyebilir miyim
Can I pay now
şimdi şimdi only
very recently, not until very recently
hemen şimdi
this moment
hemen şimdi
in a moment

We're getting out of here in a moment. - Hemen şimdi buradan çıkıyoruz.

burada-şimdi yaklaşımı
(Pisikoloji, Ruhbilim) here-and-now approach
daha şimdi
just now
evet, şimdi güncelleştir
(Bilgisayar) yes, update now
haydi şimdi
there now
hemen şimdi
right now

I need to speak with Tom right now. - Tom'la hemen şimdi konuşmam lâzım.

I need to speak with Tom right now. - Tom'la hemen şimdi konuşmam gerekiyor.

hemen şimdi
at once, straightaway
hemen şimdi
just now

I'm coming to you just now. - Hemen şimdi sana geliyorum.

Dad just now went out. - Babam hemen şimdi dışarı çıktı.

hesabı şimdi ödemek istiyorum lütfen
I'd like to pay now please
ne demek şimdi bu
what is this supposed to mean
ya şimdi ya hiç
now or never
التركية - التركية
Şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda: "Şimdi daha bahtiyar bir haberi sevgili bir sesten bizzat duymaya imkân buluyoruz."- A. Ş. Hisar
Az sonra, yakında
Şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda
Az önce, biraz önce, demin
Artık, bundan böyle, bu duruma göre
Artık, bundan böyle, bu duruma göre: "Sizden kaçan hayvanı da şimdi kim bilir hangi semtte satacaklar?"- B. Felek
şimdi şimdi
Ancak çok yakın bir zamandan beri