yazmak

listen to the pronunciation of yazmak
التركية - الإنجليزية
write

I'm going to ask him for an autograph. Do you have anything to write with? - Onun bir imzasını isteyeceğim. Yazmak için bir şeyin var mı?

It took me several hours to write it. - Onu yazmak birkaç saatimi aldı.

type

Her job was to type all the letters. - Onun görevi bütün mektupları yazmaktı.

draw
draw up
enter

You have to enter your house number, suburb, post code and street seperately. - Ev numaranı, mahalleni, posta kodunu ve sokağını ayrı ayrı yazmak zorundasın.

enroll
clerk
author
prescribe
jot
put

Every writer, in order to write clearly, must put himself in his reader's shoes. - Her yazar açıkça yazmak için kendini okuyucunun yerine koymalı.

Tom quit writing and put down his pen. - Tom yazmaktan vazgeçti ve kalemini bıraktı.

get down
enrol
jot down
writing

Writing two separate words when it should be written as one is a big problem in Norway. - Tek yazılması gereken iki kelimeyi, iki ayrı kelime olarak yazmak Norveç'te büyük bir problemdir.

She is engaged in writing letters. - O, mektupları yazmakla meşguldü.

print in
put something down
transcribe
take something down
take

How long did it take you to write the letter? - Mektubu yazmak ne kadar zamanını aldı?

Getting down will take three hours. - Yazmak üç saat sürecek.

(Kanun) word

Writing two separate words when it should be written as one is a big problem in Norway. - Tek yazılması gereken iki kelimeyi, iki ayrı kelime olarak yazmak Norveç'te büyük bir problemdir.

I would like to write hundreds of words more to Tatoeba but I have to go back to my work. - Tatoeba'ya daha yüzlerce kelime yazmak istiyorum, fakat işime dönmem lazım.

engross
write something down
get something down
(Denizbilim) graphic
compose
clock up
commit to paper
conceive
write down

I must write down his address before I forget it. - Ben onu unutmadan önce onun adresini yazmak zorundayım.

Please use a pencil to write down your name. - Lütfen adını yazmak için bir kurşun kalem kullan.

inscribe
to write articles for, write for (a newspaper or magazine)
to put makeup, spangles, and various small pieces of jewelry on (a bride's) face. yaz boz tahtası school slate. yaz boz tahtasına çevirmek to confuse (a situation) by repeatedly reversing oneself, muddle (a situation) by repeatedly changing one's mind
take down
put on paper
to write: Bana yazmayı unutma! Don't forget to write me! Tevhide teyzene Ahmet'in gelmesi için yazdım. I've written to your Aunt Tevhide saying that Ahmet is to come
to enroll, register; to enlist, sign (someone) on
register
pen

Don't use a pencil to write the exam. - Sınav sırasında yazmak için bir kalem kullanmayın.

This pen is very easy to write with. - Bu dolma kalemle yazmak çok kolay.

grind out
indite
to write; to write sth down, to put sth down, to get sth down, to take sth down; to enrol, to enroll, to register
note

Tom has his notebook out and is ready to write. - Tom'un dışarıda bir not defterine sahip ve yazmak için hazır.

I wanted to write myself a little note. - Kendim küçük bir not yazmak istedim.

record
note down
set down
set
put down

Tom quit writing and put down his pen. - Tom yazmaktan vazgeçti ve kalemini bıraktı.

burn-in , type , write , print , register
write out

You don't have to write out a clean copy of your composition. - Sen kompozisyonunun temiz bir kopyasını yazmak zorunda değilsin.

reduce to writing
mark down
contribute
commit to writing
draw sth up
make out
burnin
scribe
reçete yazmak
prescribe
yaz
summer

I'll travel across Europe by bicycle this summer. - Bu yaz Avrupa'ya bisiklet ile seyahat edeceğim.

In the summer it's very hot in southern Spain. - Yazın, güney İspanya'da hava çok sıcaktır.

yeniden yazmak
rewrite

Did you have to rewrite the paper? - Kağıdı yeniden yazmak zorunda mıydın?

yazmak (yazıt)
inscribe
yanlış yazmak
misspell

I don't want to misspell anything. - Bir şeyi yanlış yazmak istemiyorum.

yazı yazmak
write
yasak kitaplar listesine yazmak
index
çalışma saatlerini yazmak
schedule
kurşunkalemle yazmak
pencil
kopyasını yazmak
transcribe
yaz
{f} clerk

In the late 1950's, my mother wanted to buy a bottle of rum, and the clerk at the Ontario liquor store asked her, whether she had a note from her husband. - 1950'lerin sonlarında annem bir şişe rom almak istemiş, ve Ontario tekel bayiindeki görevli ona kocasının yazılı izninin olup olmadığını sormuş.

The clerk nodded, so the woman wrote a check and handed it over. - Katip başını salladı bu yüzden kadın bir çek yazdı ve onu teslim etti.

yeni baştan yazmak
rewrite
altına yazmak
subscribe
daktilo ile yazmak
type
italik harflerle yazmak
italicize
tekrar yazmak
rewrite

Tom had to rewrite his essay. - Tom makalesini tekrar yazmak zorundaydı.

yaz
wrote

I wrote this letter in French. - Bu mektubu Fransızca yazdım.

She wrote the book with very little effort. - Çok az bir gayretle kitabı yazdı.

tebeşirle yazmak
chalk

Writing with chalk is trivial. - Tebeşirle yazmak saçmadır.

It is not easy to write with chalk. - Tebeşirle yazmak kolay değil.

asker yazmak
enroll
asker yazmak
enlist
ceza yazmak
fine
fatura yazmak
invoice
gider yazmak
(Ticaret) write off
hepsini yazmak
write out
kitap yazmak
write a book
makale yazmak
write an article
mektup yazmak
write a letter
senaryo yazmak
write script
tarih yazmak
chronicle
yaz
(Dilbilim) script

Tom, do you know what kind of script this is? Probably Tibetan, but I can't read a bit of it. - Tom, bunun ne tür bir yazıt olduğunu biliyor musun? Muhtemelen Tibet, ama ondan bir parça okuyamıyorum.

Today I watched a play of a script written by a friend. - Bugün senaryosu bir arkadaş tarafından yazılmış bir oyun izledim.

yazma
(Bilgisayar) typing

I've finished typing the report. - Raporu yazmayı bitirdim.

He is busy typing the reports. - O, raporları yazmakla meşguldür.

yazma
manuscript

It is an old manuscript. - Bu eski bir el yazması.

Can you manage to complete the manuscript by Friday? - Cumaya kadar el yazmasını tamamlayabilir misiniz?

yazma
printing

Journalism is printing what someone else does not want printed. Everything else is public relations. - Gazetecilik, birilerinin yazılmasını istemediği şeyleri yazmaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir.

yazma
(Dilbilim) composition

Have you finished writing your composition? - Kompozisyonunu yazmayı bitirdin mi?

I love writing compositions. - Kompozisyon yazmayı severim.

yazma
enrolment
çek yazmak
write a cheque
çek yazmak
draw a cheque
yaz
inscribe
yaz
{f} penned

He penned it down so as to not forget it. - Onu unutmamak için yazdı.

yaz
write

Please write with a pen. - Lütfen bir dolmakalem ile yaz.

I would love to write hundreds of sentences on Tatoeba, but I've got things to do. - Tatoeba'ya yüzlerce cümle yazmak isterdim ama yapmam gereken şeyler var.

yaz
write down

Write down your date of birth here. - Doğum tarihinizi buraya yazın.

I tried to write down everything he said. - Onun söylediği her şeyi yazmaya çalıştım.

yaz
{f} pen

Please write with a pen. - Lütfen bir dolmakalem ile yaz.

This is the pencil with which she wrote it. - Bu onun onu yazdığı kurşun kalemdir.

yaz
{f} jot

Tom jotted down a message to Mary. - Tom Mary'ye bir mesaj yazdı.

yaz
{f} writing

She is writing a letter now. - O şimdi bir mektup yazıyor.

Writing two separate words when it should be written as one is a big problem in Norway. - Tek yazılması gereken iki kelimeyi, iki ayrı kelime olarak yazmak Norveç'te büyük bir problemdir.

yaz
prescribe

Tom feels a little better after taking the medicine that the doctor prescribed. - Tom doktorun yazdığı ilacı aldıktan sonra biraz daha iyi hissetti.

I will prescribe a febrifuge to you. - Size bir ateş düşürücü ilaç yazacağım.

yaz
{f} printed

I can't read handwritten script, so could you please write it in printed script? - Ben el yazılı senaryoyu okuyamam, bu nedenle bunu kitap harfleriyle yazar mısınız?

A newspaper printed a story about the operation. - Bir gazete operasyon hakkında bir hikaye yazdı.

yaz
print in
yaz
draw up
yaz
enrol
yaz
{f} written

Words fly away, the written remains. - Söz uçar, yazı kalır.

I had written the letter when he came. - O geldiğinde mektubu yazmıştım.

yazma
enrollment
acele ile yazmak
scratch
baş harflerini yazmak
initialize
yaz
aestival
başkasının adına yazmak
ghost
madde madde yazmak
Article Writing Article
mesaj yazmak
(Cell phone) text
tarih yazmak
Make history
yazma
write

Ann likes to write poems. - Ann, şiir yazmayı sever.

You must not write a letter with a pencil. - Bir mektubu kurşun kalem ile yazmamalısın.

acele ile yazmak
dash off
acele ile yazmak
scrabble
acele ile yazmak
dash down
acele ile yazmak
scrawl
adres yazmak
mark with an address (as in a letter or package); direct
adres yazmak
address
adres yazmak
to address
adını yazmak
enrol
akıcı bir dille yazmak
have a fluent pen
alnına yazmak
to predestine
alnına yazmak
predestine
alnına yazmak
foreordain
alnına yazmak
predestinate
altyazı yazmak
subtitle
altına yazmak
underwrite
arkasına yazmak
endorse
arkasına yazmak
indorse
asker yazmak
to enroll or enlist (someone) in the army
askere yazmak
to enlist
ayrıntıları ile yazmak
itemize
ayrıntılı yazmak
write up
ayrıntılı yazmak
expatiate
ağıt yazmak
elegize upon
ağıt yazmak
elegize
başka alfabe ile yazmak
transliterate
başka dilde yazmak
transliterate
başka dilde yazmak
write or spell in the alphabet of another language
başkasının adına yazmak
ghostwrite
başlık yazmak
caption
başyazı yazmak
express one's personal opinion in an editorial or in the manner of an editorial
başyazı yazmak
editorialize
buz üstüne yazı yazmak
to waste one's time trying something impossible
büyük harfle yazmak
to capitalize
büyük harflerle yazmak
capitalize
cetvele yazmak
table
cevap yazmak
respond
cevap yazmak
write back
ceza kesmek/yazmak
to fine
daktilo ile yazmak
typewrite
daktiloda yazmak
typewrite
daktiloda yazmak
to type
diet yazmak
prescribe a diet
dilekçe yazmak
write a petition
diyet yazmak
prescribe a diet
doktora tezi yazmak
(Eğitim) write a doctorate thesis
doğrudan yazmak
to type through
düzelterek yazmak
rewrite
düşük yazmak
write down
dışına yazmak
superscribe
edebikelâm ile yazmak
euphemize
elle yazmak
handwrite
eski tarihle yazmak
predate
eğri büğrü yazmak
scribble
fazla yazmak
write up
final listesine yazmak
short list
fonetik işaretlerle yazmak
transcribe
geliş zamanını yazmak
clock on
geliş zamanını yazmak
clock in
geçmiş tarihle yazmak
predate
günlüğe yazmak
diarize
hatıra defterine yazmak
diarize
hesabına yazmak
to book sth to sb's account
hesabına yazmak
charge to smb.'s account
hesabına yazmak
place to smb.'s account
hesapına yazmak
to charge (something) to (someone's, a firm's) account. (...)
hikâyesini yazmak
write up
iki satır yazmak
drop a line
iki satır yazmak
drop smb. a line
ilaç yazmak
to prescribe medicine
ilaç yazmak
(doktor) prescribe
ileriki tarihe yazmak
post date
imlâsını yazmak
spell
indekse yazmak
index
ismini yazmak
sign
içerlek yazmak
to indent (a line of writing, a paragraph. etc.)
jüri olarak yazmak
empanel
jüri olarak yazmak
impanel
kafiyeli yazmak
rhyme
kargacık burgacık yazmak
scribble down
kargacık burgacık yazmak
scribble
kargacık burgacık yazmak
scrawl
kargacık burgacık yazmak
to write in a scrawl
kargacık burgacık yazmak
to scrawl
kenara yazmak
margin
kinaye yazmak
allegorize
kitap harfiyle yazmak
letter
kredisine yazmak
credit
kırmızı yazmak
rubricate
kısa mektup yazmak
drop smb. a line
lirik tarzda yazmak
lyricising
lirik tarzda yazmak
lyricise
listeye yazmak
list
macera yazmak
romance
mektup yazmak
write

My mother hates to write letters. - Annem mektup yazmaktan nefret eder.

It was not so simple to write a letter in English. - İngilizce bir mektup yazmak böyle kolay değildi.

mersiye vezniyle şiir yazmak
elegise
ne çek yazmak
make a check payeble to
niteliksiz yazılar yazmak
ghost
nota yazmak
notate
notalarını yazmak
note
okunaklı yazmak
cross the t's
okunaksız yazmak
slur
opsiyon sözleşmesi yazmak
(Ticaret) writing an option
opsiyon yazmak
write an option
التركية - التركية
Sayılarla niceliği belirtmek
Yaymak, sermek
Sözü, düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak
Gelinin yüzünü süslemek
Yazar olarak görev yapmak
Kaydetmek
Sözü, düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak: "Büyük bir heyecan, bir haz içinde şu satırları yazıyorum."- Ö. Seyfettin
Bir bilim veya edebiyat eseri oluşturmak
Bir göreve almak
Sayaç vb. sayılarla niceliği belirtmek
Bazı fiillere getirilerek yakınlık fiilleri yapılır
Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek
İnsanın geleceğini belirlemek
Yazı ile bildirmek, haber vermek: "Mağlubiyet Almanya'yı karıştırmış, gazeteler yazıyor."- A. İlhan
Doğaüstü güçler insanın geleceğini belirlemek
Yazı ile bildirmek, haber vermek
Gelinin yüzünü süslemek: "Kalem alıp kaşın gözün yazmalı."- Halk türküsü
(Osmanlı Dönemi) NEBK
(Osmanlı Dönemi) LEMK
(Osmanlı Dönemi) RAKM
(Osmanlı Dönemi) NEMK
(Osmanlı Dönemi) tahrir
telif etmek
Yazma
çit
Yazma
telif
Yazma
dülbent
Yazma
(Osmanlı Dönemi) TASDİR
Yazma
(Osmanlı Dönemi) KETB
Yazma
(Osmanlı Dönemi) TERKİM
yaz
Yılın, haziranın 21 'inde başlayıp eylülün 23 'üne kadar süren, ilkbaharla sonbahar arasındaki sıcak mevsimi
yaz
Kuzey yarım kürede haziranın 21 'inde başlayıp eylülün 23 'üne kadar süren, ilkbaharla sonbahar arasındaki sıcak mevsimi: "Çok sıcak bir yaz gecesiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu
yazma
Kaba kulak hastalığı
yazma
Beyaz başörtü
yazma
Bu bezden yapılmış baş örtüsü: "Sırtında siyah bir yeldirme, başında yazma bir baş örtüsü, çenesinin yanında ilmikli."- H. E. Adıvar
yazma
Bohça, yemeni, başörtü, yorgan gibi şeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile veya tahta kalıplarla desen yapılmış bez
yazma
ince dokunmuş basmanın, üzeri işlemeli ve desenlilerine verilen isim
yazma
Bu bezden yapılmış baş örtüsü
yazma
Yazmak işi, tahrir
yazma
Kabakulak hastalığı
yazma
Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde, elle yazılmış (kitap vb.)
yazmak
المفضلات