O, konuşmalar yapmada mükemmeldir.
- She is excellent at making speeches.
Hata yapmaktan korkuyor.
- He is afraid of making mistakes.
Kendimi Fransızca ifade etmede hâlâ zorlanıyorum.
- I still have difficulty in making myself understood in French.
Özensiz görünmeye çalışmıyorum asla, ama itiraf etmeliyim ki, istemeden yaptığım yazım hatalarıyla adım çıkmıştır.
- I don't ever try to be sloppy. But I have to admit, I'm notorious for making unintentional typos.
Onu yaparak beni çok mutlu ediyorsun.
- You're making me very happy by doing that.
O, boş zamanını oyuncak bebekler yaparak harcar.
- She spends her free time making dolls.
O yaşlı adam elli yıldır kaçak viski imal etmekteydi.
- The old man had been making white lightning for 50 years.
O yaşlı adam elli yıldır ev yapımı viski imal etmekteydi.
- That old man had been making homemade whiskey for fifty years.
Odun, kağıt üretimi için bir hammaddedir.
- Wood is the raw material for making paper.
Hata yapmaktan korkuyor.
- He is afraid of making mistakes.
Hatalar yapmaktan korkmayın.
- Don't be afraid of making mistakes.
Film yapımı heyecan verici bir iştir.
- Movie making is an exciting job.
Yeni yasa on iki aydır yapım aşamasındaydı.
- The new law was twelve months in the making.
Ben bu telefondan özel arama yapılmasına karşıyım.
- I object to his making private calls on this phone.
Peter sürekli annesiyle telefon görüşmesi yapıyor.
- Peter is continually making phone calls to his mother.
... making art that you don't intend to have copied, you're not making contemporary art. That's ...
... all kinds hiring people. My priority is making sure that we get more ...