Gündüz vakti okumayı severim.
- I like reading by daylight.
Gün ışığından yararlanma saatinin geçen hafta sona erdiğini unuttum.
- I forgot that the daylight saving time ended last week.
Çok büyük pencereler bol doğal gün ışığı sağlar.
- Very large windows assure abundant natural daylight.
O Pablo ile evleneceğini açıkça ilan ettiğinde, neredeyse büyük annesine kalp krizi geçirtecekti , halasının gözlerini yuvasından fırlattıracaktı fakat küçük kız kardeşi gururla baktı.
- When he openly declared he would marry Pablo, he almost gave his grandmother a heart attack and made his aunt's eyes burst out of their sockets; however, his little sister beamed with pride.
Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.
- This song is so moving that it brings tears to my eyes.
Gözlerimi kontrol ettirmek için hastaneye gittim.
- I went to the hospital to have my eyes tested.
Onu kendi gözlerimle gördüm.
- I saw it with my own eyes.
... planted firmly in today but our eyes cast for tomorrow ...
... your legs (or your eyes, or your ears, or your arms, or your insulin, or your pacemaker) ...