Fifteen hundred migrants stormed the Channel Tunnel.
- On beş bin göçmen Kanal Tüneli'ne saldırdı.
The aggression was provoked by all those gratuitous insults.
- Saldırı tüm bu gereksiz hakaretler tarafından kışkırtıldı.
Many muggings go unreported.
- Soygun amaçlı birçok saldırı bildirilmiyor.
Tom was the victim of a random sniper attack.
- Tom rastgele bir keskin nişancı saldırısının kurbanıydı.
Tom is the one who mugged you.
- Tom sana saldıran kişidir.
Dan was assaulted by a mugger.
- Dan bir soyguncu tarafından saldırıya uğradı.
Why is my cat attacking my bathrobe?
- Neden benim kedi, bornozuma saldırıyor?
Allied forces were attacking from the west.
- Müttefik kuvvetleri batıdan saldırıyorlardı.
At the Battle of Verdun, French forces stopped a German attack.
- Verdun Savaşında,Fransız güçleri bir Alman saldırısını durdurdu.
Macbeth raised an army to attack his enemy.
- Macbeth, düşmanına saldırmak için bir ordu yetiştirdi.
She attacked him with her fists.
- O, yumruklarıyla ona saldırdı.
She attacked him with a pair of scissors.
- O, bir makas ile ona saldırdı.
Tom has been arrested three times for assault.
- Tom saldırı için üç kez tutuklandı.
We were not prepared for the assault.
- Saldırı için hazır değildik.
Are you telling me you're the one who assaulted Tom?
- Sen bana, Tom'a saldıran tek kişinin sen olduğunu mu söylüyorsun?
Linda was sexually assaulted by Dan.
- Linda, Dan tarafından cinsel saldırıya uğradı.
Dan killed his wife and made it appear as the work of an unknown assailant.
- Dan karısını öldürdü ve bunu bilinmeyen bir saldırganın işi olarak gösterdi.
The assailant was wearing a mask.
- Saldırgan bir maske takıyordu.
The boy went down the river on a raft.
- Çocuk bir sal üstünde nehirden aşağıya doğru gitti.
The boys built a raft.
- Çocuklar bir sal yaptı.
Tom floated down the river on a raft.
- Tom bir sal üzerinde nehirden aşağı süzülüyordu.
Tom floated downstream on a raft.
- Tom bir salla akıntı yönünde batmadan yüzdü.
Dan was assaulted by a mugger.
- Dan bir soyguncu tarafından saldırıya uğradı.
Mary was mugged on her way home.
- Mary eve giderken saldırıya uğrayıp soyuldu.