تعريف qualified. في الإنجليزية التركية القاموس.
- qualify
- vasıflandırmak
- qualified
- kalifiye
O, iş için kalifiye değil.
- He is not qualified for the job.
Görev için kalifiye olması onun en az iki yılını alacak.
- It will take him at least two years to be qualified for that post.
- qualify
- nitelendirmek
- qualified
- nitelikli
Tom bu iş için nitelikli.
- Tom is qualified for this job.
Sizce bu iş için nitelikli miyim?
- Do you think I'm qualified for that job?
- competent
- {s} ehil
- qualified
- vasıflı
Daha vasıflı olduğumu düşünmüyor musun?
- Don't you think I'm more qualified?
Bunu yapmak için vasıflı tek kişiyim.
- I'm the only one qualified to do this.
- competent
- işin ehli
Ofis işin ehli insanlarla dolu.
- The office is full of competent people.
Tom işin ehli görünüyordu.
- Tom seemed competent.
- competent
- yetkili
Yeni garson çok daha yetkili olmalıdır.
- The new waiter should be much more competent.
Bana çok yetkili bir kişi olduğun söylendi.
- I've been told that you're a very competent person.
- qualify
- değerlendirmek
- qualified
- {s} kaliteli
- qualify
- {f} yeterlik kazanmak
- qualify
- {f} hakkını vermek
- qualify
- {f} hak kazanmak, ehliyet kazanmak; hak kazandırmak
- qualify
- {f} karakterize etmek
- qualify
- nitelemek
- competent
- {s} yeterli
- competent
- {s} yeterli, ehil; yetenekli; işin üstesinden gelebilen
- qualified
- sınırlı/nitelikli
- qualified
- {s} şartlı
- qualified
- kalifiye,v.nitele: adj.nitelikli
- qualified
- belirtili
- qualified
- {f} nitele
O bir doktor olarak nitelendirilir.
- He is qualified as a doctor.
Guatemala bir defasında muz cumhuriyeti olarak nitelendirilmişti.
- Guatemala was once qualified as a banana republic.
- qualified
- {s} yetkili
- qualified
- ehliyeti olan
- qualified
- nitelendirilmiş
Guatemala bir defasında muz cumhuriyeti olarak nitelendirilmişti.
- Guatemala was once qualified as a banana republic.
- qualified
- (Askeri) EHLİYETLİ, EHLİYET DERECELİ, KALİFİYE: Bazı görev veya mevkilerde; bir silah, makine veya aleti kullanmada resmi bir ehliyet derecesine sahip olan kimse
- qualified
- {s} belgeli
- qualified
- {s} kalifiye, nitelikli, vasıflı, ehliyetli: a qualified worker kalifiye bir işçi
- qualified
- (Kanun) şarta bağlı
- qualified
- {s} ehliyetli, ehliyeti olan: a qualified driver ehliyetli
- qualified
- {s} kısıtlı
- qualified
- yetişmiş
- qualify
- ehliyet kazanmak
- qualify
- {f} şart koymak
- qualify
- hak kazandırmak
- qualify
- {f} sınırlamak
- qualify
- {f} yeterli hale getirmek
- qualify
- gram nitelemek
- qualify
- nitele/yeterli kıl
- qualify
- {f} yetki vermek
- qualify
- kalifiye etmek
- qualify
- {f} tanımlamak
- qualify
- {f} dilb. nitelemek
- qualify
- kalifiye olmak
- qualify
- {f} su katmak
- qualify
- {f} kısmak
- qualify
- (Askeri) VASIFLANDIRMAK EHLİYET VERMEK, TAVSİF ETMEK
- qualify
- {f} finale çıkmak
- qualify
- nitele
- qualify
- {f} kısıtlamak
- qualify
- {f} seçmelerde kazanmak
- qualify
- {f} hafifletmek
- competent
- (Jeoloji) sağlam
- competent
- (Jeoloji) dayanımlı
- competent
- işi bilen
- competent
- erbab
- competent
- iktidarlı
- qualified
- {s} yeterli
- qualified
- ehil
- qualified
- (Askeri) uzman
- qualified
- (Askeri) ehliyet dereceli
- qualified
- uygun
- qualify
- yeterli kılmak
- qualify
- ölçmek
- qualify
- belirlemek
- qualify
- yeterli olmak
- qualify
- (Kanun) ehil kılmak
- competent
- çok iyi
- competent
- usta
Biz son derece ustayız.
- We are extremely competent.
- competent
- becerili
- competent
- yetenekli
Tom oldukça yetenekli.
- Tom is quite competent.
O ünlü bir şair ve yetenekli bir diplomattı.
- He was a famous poet and a competent diplomat.
- qualify
- değiştirmek
- qualify
- hak kazanmak
İndirime hak kazanmak için ne kadar erken rezervasyon yapmalıyım?
- How early do I have to make a reservation to qualify for the discount?
- qualify
- sınırlandırmak
- qualify
- nitelendirilmek
- competent
- işinin ehli olan
- competent
- {s} yasal
- competent
- kabiliyetli