o kadar

listen to the pronunciation of o kadar
التركية - الإنجليزية
so
{s} such

I was in such a hurry that I left my bag behind. - O kadar acele ettim ki çantamı geride bıraktım.

His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep. - Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.

as
so much

I cannot afford to pay so much. - O kadar fazla ödemeye param yetmez.

You had better not smoke so much. - O kadar çok sigara içmesen iyi olur.

no less
insomuch
that

The tropical rainforests, located in a narrow region near the equator, are disappearing so fast that by the year 2000 eighty percent of them may be gone. - Ekvatora yakın dar bir bölgede bulunan, tropik yağmur ormanları o kadar hızlı yok oluyorlar ki 2000 yılına kadar onların % 80 yok olabilir.

He is such a bad person that everybody dislikes him. - O kadar kötü birisi ki kimse ondan hoşlanmaz.

not so

If that guitar were not so expensive, I could buy it. - O gitar o kadar pahalı olmasaydı, onu satın alabilirdim.

I think that that book is not so interesting. - Sanırım o kitap o kadar ilginç değil.

it so
a) so, so much b) such c) that's all
tanto
1. so much; so. 2. That's all
o kadar ki
so that
o kadar ki
so much so
o kadar ki
insomuch that, so much so
o kadar ki
so much so that
o kadar ki
insomuch as
o kadar ki
insomuch that
o kadar ki
insomuch
التركية - التركية
o denli
o kadar
المفضلات