Buna bir göz atmak ister misin?
- Would you like to take a look at it?
Eve bir göz atmak için gideceğim.
- I will go and take a look at the house.
Karlarla örtülü şu dağa bak.
- Look at that mountain which is covered with snow.
Bu resme her bakışımda, babamı hatırlarım.
- Every time I look at this picture, I think of my father.
Sabah güneşi bakmak için çok parlak.
- The morning sun is too bright to look at.
İnsanlar diğerlerine ön yargı ile bakmak eğilimindedir.
- People tend to look at others with bias.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- Mother looked at me with tears in her eyes.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- My mother looked at me with tears in her eyes.
Tom'un gözlerinde terör bakışını gördüm.
- I saw the look of terror in Tom's eyes.
Baştan çıkarıcı bakışların var.
- You have bedroom eyes.
Sakin olmak için gözlerimi kapattım.
- I closed my eyes to calm down.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- My mother looked at me with tears in her eyes.
Tom'un delikli bir kaşı var.
- Tom has a pierced eyebrow.
Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu.
- His eye was swollen and his nose was bleeding.
Görüş yeteneğim bozulmaya başlıyor.
- My eyesight is beginning to fail.
Benim kötü görüşüm var.
- I have poor eyesight.
Try to look at it from Tom's point of view.
- Try to look at it from Tom's point of view.
... Revolution. Now, let's take a look at the second force, an even greater force which ...
... Nonetheless, my piece was all about look at it ...