Lütfen ne zaman isterseniz içeri gelip sergimize bir göz atmak için tereddüt etmeyin.
- Please do feel free to come in and take a look at our exhibition anytime.
Eve bir göz atmak için gideceğim.
- I will go and take a look at the house.
Çocukken çimin üstünde sırtüstü uzanır beyaz bulutlara bakardım.
- As a boy, I used to lie on my back on the grass and look at white clouds.
Bu Japon arabasına bak.
- Look at this Japanese car.
Sabah güneşi bakmak için çok parlak.
- The morning sun is too bright to look at.
Tom arabaya yakından bakmak için durdu.
- Tom stopped to take a close look at the car.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- My mother looked at me with tears in her eyes.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.
- Mother looked at me with tears in her eyes.
Baştan çıkarıcı bakışların var.
- You have bedroom eyes.
Tom'un gözlerinde terör bakışını gördüm.
- I saw the look of terror in Tom's eyes.
Sakin olmak için gözlerimi kapattım.
- I closed my eyes to calm down.
Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.
- This song is so moving that it brings tears to my eyes.
Tom'un delikli bir kaşı var.
- Tom has a pierced eyebrow.
Onun gözü şişmişti ve burnu kanıyordu.
- His eye was swollen and his nose was bleeding.
Benim kötü görüşüm var.
- I have poor eyesight.
Görüş yeteneğim bozulmaya başlıyor.
- My eyesight is beginning to fail.
Try to look at it from Tom's point of view.
- Try to look at it from Tom's point of view.
... progressing economy and society. If you look at economic history, what you see is ...
... tracks from your library that go great together. To do this, we look at artist similarity, ...