تعريف kontrollü في التركية الإنجليزية القاموس.
- restrained
- controlled
The concrete layer of the nuclear reactor's shielding will be destroyed using controlled explosions.
- Nükleer reaktörün koruyucu somut tabakası kontrollü patlamalar kullanılarak imha edilecek.
The car is equipped with digitally controlled air conditioning.
- Araba dijital kontrollü klima ile donatılmıştır.
- restricted
- under control
- controled
- kontrol
- check
Hope is when you suddenly run to the kitchen like a mad man to check if the empty chocolate cookie box you just finished an hour ago is magically full again.
- Ümit; bir saat önce bitirdiğin çikolatalı çörek kutusunun sihirle tekrar dolup dolmadığını kontrol etmek için çılgın bir adam gibi birdenbire mutfağa doğru koştuğundadır.
He checked that all the doors were safely shut.
- Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.
- kontrol
- control
West Berlin would remain free of Soviet control.
- Batı Berlin, Sovyet kontrolü olmadan kalacaktı.
Nobody can control us.
- Hiç kimse bizi kontrol edemez.
- kontrollü atmosfer
- controlled atmosphere
- kontrollü değişken
- controlled variable
- kontrollü soğutma
- controlled cooling
- kontrollü teslimat
- (Hukuk) controlled delivery
- kontrol
- governance
- kontrol
- supervision
- kontrol
- countenance
- kontrol
- {i} rein
- kontrol
- grip
Tom got a grip on his emotions.
- Tom duygularını kontrol altına aldı.
- kontrol
- command
- kontrol
- (Bilgisayar) control desk
- kontrol
- controlling
The police were controlling the crowd.
- Polis kalabalığı kontrol ediyordu.
The next four to six weeks are crucial in controlling the massive Ebola outbreak.
- Önümüzdeki 4 ila 6 hafta, büyük Ebola salgınını kontrol etmekte çok önemlidir.
- kontrol
- disposal
- kontrol
- hand
The riot got out of hand.
- İsyan kontrolden çıktı.
Hand washing is one way to control bacteria.
- El yıkama, bakterileri kontrol etmek için bir yoldur.
- kontrol
- (Ticaret) working papers
- kontrol
- curb
- kontrol
- (Ticaret) audit
- kontrol
- composure
- kontrol
- metering
- kontrol
- (Ticaret) visitation
- kontrol
- direction
- kontrol
- rounds
- kontrol
- inspection
Korea received an inspection from the International Atomic Energy Agency.
- Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından kontrol edilmiştir.
- kontrol
- superintendence
- kontrol
- checking
He was checking a ticket.
- Bilet kontrol ediyordu.
I'm checking options.
- Seçenekleri kontrol ediyorum.
- kontrol
- {i} overhaul
- kontrol
- checkout
- kontrol
- {i} clutch
- kontrol
- pilot
The pilot was struggling to control the plane.
- Pilot uçağı kontrol etmek için mücadele ediyordu.
The pilot was having trouble controlling the aircraft.
- Pilot, uçağı kontrol ederken zorluk yaşadı.
- kontrol
- helm
- kontrol
- diagnostic
- kontrol
- control of
- kontrol
- controling
- Birleşik Devletler kontrollü gemiler
- (Askeri) effective United States controlled ships
- bilgisayar kontrollü
- computer controled
- bilgisayar kontrollü
- program controlled
- bilgisayar kontrollü
- computer controlled
- erken uyarı/yer-kontrollü önleme
- (Askeri) early warning/ground-controlled intercept
- gerilme kontrollü test
- controlled stress test
- kaynak kontrollü
- (Askeri) originator controlled
- kontrol
- clutches
- kontrol
- examination
- kontrol
- checking, inspecting
- kontrol
- wire
The puppets are controlled by wires.
- Kuklalar teller tarafından kontrol edilir.
- kontrol
- inspector
- kontrol
- control, check; inspection; command; composure
- kontrol
- (Hukuk) control, supervising
- radyo kontrollü
- radio controlled
- uçak gemisi kontrollü yaklaşma; merkezi sözleşme makamı; devre kart montajı; kon
- (Askeri) carrier-controlled approach; central contracting authority; circuit card assembly; container control activity; contamination control area; contingency capabilities assessment; contract construction agent (DOD)
- yer kontrollü yaklaşma
- (Askeri) ground controlled approach
- yerden kontrollü iniş
- (Havacılık) ground controlled landing
- yerden kontrollü lazer hedef planlayıcısı
- (Askeri) ground laser target designator
- yerden kontrollü radar
- (Askeri) ground-based radar
- yerden kontrollü yaklaşma
- (Askeri) ground control approach
- yerden kontrollü yaklaşma
- (Askeri) ground-controlled approach
- yerden kontrollü önleme
- (Askeri) ground control intercept
- yerden kontrollü önleme
- (Askeri) ground-control interception