kontrol etmek

listen to the pronunciation of kontrol etmek
التركية - الإنجليزية
check

I just wanted to check my email. - Sadece e postamı kontrol etmek istedim.

How many bags do you want to check? - Kaç tane çanta kontrol etmek istiyorsun?

control

Anger is hard to control. - Öfkeyi kontrol etmek zordur.

They formed a company to control it. - Onu kontrol etmek için bir şirket kurdular.

go through
superintend
check out

I'll go to check out the bedroom. - Yatak odasını kontrol etmek için gideceğim.

I'd like to check out. - Ben kontrol etmek istiyorum.

make sure something is ok
check on

I'll be back to check on him before I head out today. - Bugün yola çıkmadan önce onu kontrol etmek için döneceğim.

I just want to check on something. - Sadece bir şeyi kontrol etmek istiyorum.

manage
abuse
discipline
take something in hand
check over
examine
supervise
check through
versant
go over
make check
police
take a fresh look
check up
audit
govern

They needed a new government to control the anarchy. - Onların anarşiyi kontrol etmek için yeni bir hükümete ihtiyaçları vardı.

to check, inspect
choke down
keep tabs on
choke back
test
command
(Hukuk) to check, to monitor
a) to control, to check b) to inspect c) to test d) to audit
explore
inspect
check up on
regulate
guard
break
to control
see over
kontrol et
{f} check

Try to check the flow of water by turning the valve. - Vanayı çevirerek su akışını kontrol etmeye çalış.

He checked that all the doors were safely shut. - Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.

kontrol et
{f} overhaul
kontrol et
check it out

Should I go check it out? - Onu kontrol etmeye gitmeli miyim?

I want to check it out. - Bunu kontrol etmek istiyorum.

kontrol etme
inspection
kontrol et
{f} controlling

Would it be fair to say you have a problem controlling your anger? - Öfkenizi kontrol etmekte bir sorununuzun olduğunu söylemek adil olur mu?

Controlling my emotions is not my forte. - Duygularımı kontrol etmek benim görevim değil.

kontrol et
{f} controlled

The government of the Inca Empire controlled everything. - İnka İmparatorluğu yönetimi her şeyi kontrol etti.

Tom controlled everything. - Tom her şeyi kontrol etti.

kontrol et
{f} discipline
kontrol et
{f} control

Try to control yourself. - Kendinizi kontrol etmeye çalışın.

Some things in life are beyond our ability to control. - Hayatta bazı şeyler kontrol etme yeteneğimizin ötesindedir.

kontrol etme
{i} controlling

The next four to six weeks are crucial in controlling the massive Ebola outbreak. - Önümüzdeki 4 ila 6 hafta, büyük Ebola salgınını kontrol etmekte çok önemlidir.

Controlling my emotions is not my forte. - Duygularımı kontrol etmek benim görevim değil.

kontrol et
checked

Tom checked his rearview mirror before pulling out into traffic. - Tom trafiğe çıkmadan önce dikiz aynasını kontrol etti.

He checked that all the doors were safely shut. - Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.

dikliğini kontrol etmek
raise a perpendicular
gelişigüzel kontrol etmek
spot check
kontrol etme
going over
sikkelerin ayarını kontrol etmek
pyx
çifte kontrol etmek
double check
التركية - التركية
Denetlemek
Yoklamak, gözden geçirmek
denetleme yapmak
inspection
kontrol etme
(Osmanlı Dönemi) teftiş
kontrol etmek
المفضلات