kafasız

listen to the pronunciation of kafasız
التركية - الإنجليزية
stupid
duffer
witless
soft
brainless, stupid, thickheaded, blockheaded, harebrained
addle-pated
soft in the head
brainless
light in the head
tomfool
harebrained
addle brained
headless
unsophisticated
{k} stupid, brainless, witless
(Argo) lunatic
(Argo) kook
(Argo) crank
(Argo) nut
backward
(Argo) flibbertigibbet
(Argo) cuckoo
(deyim) out to lunch
doltish
fucker
addle pated
kafa
head

The girl, who had her head on the boy's shoulder, looked around in surprise. - Kafasını erkeğin omuzuna koymuş olan kız şaşkın şaşkın etrafına bakındı.

The musician shook his head and pushed his little piano away. - Müzisyen kafasını salladı ve küçük piyanosunu itti.

kafa
mind

I couldn't sleep well last night because there were lots of things on my mind. - Kafamda çok şeyler olduğu için dün gece iyi uyuyamadım.

You can do it if you put your mind to it. - Eğer kafanıza koyarsanız onu yapabilirsiniz.

kafa
conk
kafa
onion
kafa
potato
kafa
bean
kafa
intelligence
kafa
cast of mind
kafa
chump
kafa
brains

Why did Tom blow his brains out? - Neden Tom kafasına ateş ederek intihar etti?

He's racking his brains about how to deal with the matter. - O, sorunu nasıl halledeceği hakkında kafa yoruyor.

kafa
tete
kafa
butt
kafa
crumpet
kafa
noddle
kafa
headpiece
kafa
head in
kafa
to head
kafa
(Argo) lemon
kafa
{i} end

We're at our wits' end. - Kafamız allak bullak olmuş durumda.

güzel ama kafasız kız
doll's face
güzel ama kafasız kız
doll
kafa
head, nut; mind, brain, brains, intelligence, head
kafa
{i} coconut
kafa
a large marble, shoooter
kafa
knob
kafa
savvy
kafa
mind, mental attitude
kafa
poll
kafa
noodle
kafa
costard
kafa
sconce
kafa
pate
kafa
noggin
kafa
loaf
kafa
nob
kafa
{i} nut

Tom is a conspiracy nut. - Tom kafayı komplo teorileriyle bozmuş biri.

kafa
sconee
kafa
skull

Tom's skull has been fractured. - Tom'un kafatası kırıldı.

The majority of animals have skulls. - Hayvanların çoğunun kafatası vardır.

التركية - التركية

تعريف kafasız في التركية التركية القاموس.

KAFASIZ
Düşünüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan, anlayışsız, kavrayışsız
KAFASIZ
Kafası olmayan
KAFA
(Osmanlı Dönemi) Akıl, zekâ, anlayı
KAFA
(Osmanlı Dönemi) (C.: Akfâ) Baş. Kafa
KAFA
(Osmanlı Dönemi) Ense, arka
Kafa
(Osmanlı Dönemi) ZİHNİYYET
kafa
Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak gibi organların bulunduğu vücudun en ön bölümü
kafa
İnsan başı, ser
kafa
Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin: "Kafasının faaliyetini fikirden ziyade işe vermiş."- Y. K. Beyatlı
kafa
Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet: "Kalbi ve kafasıyla daima yeni, daima genç kaldı."- Y. Z. Ortaç
Kafa
(Osmanlı Dönemi) KAFN
kafa
Mekanik bir bütünün parçası
kafa
Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin
kafa
Fıçı ve bidonların boşaltılmasında kullanılan bir çeşit sapan
kafa
Demet haline getirilmiş tütün yapraklarının baş kısmı
kafa
Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet
kafa
Baş (özellikle insan başı), ser
kafa
Bellek
kafa
Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu
kafa
Cevizin büyük boyu
kafasız
المفضلات