huzurlu

listen to the pronunciation of huzurlu
التركية - الإنجليزية
peaceful

Even at nighttime, it was not quiet and peaceful any more. - Gece vakti bile olsa, artık sessiz ve huzurlu değil.

Conversion was peaceful and gradual. - Dönüşüm huzurlu, yavaş yavaş oldu.

tranquil

Hunting game is forbidden in this tranquil wilderness. - Avcılık oyunu bu huzurlu vahşi doğada yasaklanmıştır.

The forest was very tranquil. - Orman çok huzurluydu.

peace and quiet
idyllic
calmy
blessed
ataraxic
easeful
at ease
peaceful, at ease; comfortable
tranquil, peaceful
restful

Air travel is fast; sea travel is, however, restful. - Hava seyahati hızlı ancak deniz seyahati huzurlu.

reposeful
easy
calm

The strike had not been peaceful, however, and Rev. Martin Luther King, Jr. begged both sides to be patient and calm. - Ancak, grev huzurlu olmamıştı ve Aziz Martin Luther King, Jr her iki taraftan sabırlı ve sakin olmasını rica etti.

quiet

This forest is quiet and peaceful. - Bu orman sakin ve huzurlu.

Even at nighttime, it was not quiet and peaceful any more. - Gece vakti bile olsa, artık sessiz ve huzurlu değil.

serene

Ah! How serene is this temple! - Oh! Bu tapınak ne kadar huzurlu!

welfare
comfortable
halcyon
huzur
{i} tranquility

Nature photos of animals taken in complete tranquility and serenity, are truly masterpieces. - Hayvanların huzur ve sükunet içinde çekilen doğa resimleri gerçekten şaheserdir.

huzurlu bir şekilde
tranquilly
huzurlu olmak
be tranquil
huzurlu olmak
be peaceful
huzurlu olmak
become peaceful
huzurlu olmak
become tranquil
huzurlu ortam
peaceful atmosphere
huzurlu ölmek
die peacefully
huzur
{i} presence

She felt shy in his presence. - Onun huzurunda utangaç hissettim.

You must take off your hats in the presence of ladies. - Hanımefendilerin huzurunda şapkalarınızı çıkarmak zorundasınız.

huzur
{i} serenity

Nature photos of animals taken in complete tranquility and serenity, are truly masterpieces. - Hayvanların huzur ve sükunet içinde çekilen doğa resimleri gerçekten şaheserdir.

huzur
peace

Conversion was peaceful and gradual. - Dönüşüm huzurlu, yavaş yavaş oldu.

Even at nighttime, it was not quiet and peaceful any more. - Gece vakti bile olsa, artık sessiz ve huzurlu değil.

huzur
{i} comfort

I never feel comfortable in his presence. - Onun huzurunda asla rahat hissetmem.

huzur
calm

The strike had not been peaceful, however, and Rev. Martin Luther King, Jr. begged both sides to be patient and calm. - Ancak, grev huzurlu olmamıştı ve Aziz Martin Luther King, Jr her iki taraftan sabırlı ve sakin olmasını rica etti.

huzur
sereneness
huzur
ataraxy
huzur
rest

How restful it is to sleep under the shadow of a willow in an Anatolian village in summertime. - Bir Anadolu köyünde yazın söğüt gölgesinin altında uyumak ne kadar huzur vericidir.

The silence in the forest is restful. - Ormandaki sessizlik huzur verici.

huzur
tranquillity
huzur
{i} quiet

All Tom wanted was some peace and quiet. - Tom'un bütün istediği biraz huzur ve sessizlikti.

All I want is peace and quiet. - Bütün istediğim huzur ve sessizlik.

huzur
ease

Tom felt ill at ease. - Tom huzursuz hissetti.

I feel ill at ease with her. - Onunla birlikte huzursuz hissediyorum.

huzur
repose
huzur
peacefulness
huzur
ataraxia
huzur
{i} audience
huzur
{i} quietness
huzur
wellbeing
huzur
{i} quietude
huzur
{i} composure
huzur
{i} evenness
huzur
peace of mind, freedom from anxiety
huzur
poise
huzur
presence (of an exalted personage): Sultanın huzuruna çıktık. We came before the sultan. Huzura kabul olunmadı. He was not admitted to see him/her
huzur
presence, attendance
huzur
presence, attendance; peace, ease, quiet, comfort, calm
huzur
tranquillity, peace, freedom from disturbance or turmoil
huzur
languor
mutlu ve huzurlu ortam
bed of roses
rahat ve huzurlu
palmy
rahat ve huzurlu günler
halcyon days
التركية - التركية
Huzuru olan, rahat
Huzuru olan, rahat: "Hiçbir yerde aradığım huzurlu tatil köyünü bulamayacağım."- H. Taner
HUZUR
(Osmanlı Dönemi) İbadet neticesi hâsıl olan rahatlık, gönül ferahlığı
HUZUR
(Osmanlı Dönemi) Hazır olmak. Mevcud bulunmak
HUZUR
(Osmanlı Dönemi) Hürmet edilmesi lâzım gelen kimsenin yanında olmak
Huzur
kat
Huzur
(Osmanlı Dönemi) PİŞİGÂH
huzur
Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık
huzur
Padişah katı
huzur
Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık. Ön, yan, kat, makam
huzur
Bulunma
huzur
Ön, yan, kat, makam
huzur
Bir yerde bulunma
huzurlu
المفضلات