geçiştirmek

listen to the pronunciation of geçiştirmek
التركية - الإنجليزية
pass off
parry
to get by with, get along on/by
to palliate
slight
slide over
to escape (something) with little harm; to get rid of (something) quite easily
fudge
to avoid, to weather; to evade, to parry
(Konuşma Dili) brazen it out
slur over
(deyim) brush over
evade
(Dilbilim) pass over
avoid
stay
gloss over
ward
geçiş
passing
geçiş
transition

Chromium is a transition element. - Krom bir geçiş elementidir.

The educational system is in transition. - Eğitim sistemi geçiş aşamasında.

geçiş
passage

The minority party made a last-ditch effort to block passage of the bills. - Azınlık partisi, faturaların geçişini engellemek için son çabayı sarfetti.

A car lying on its side blocked the passage. - Yan yatan bir araç geçişi engelledi.

geçiş
pass

I got a season's pass to all the home games. - Bütün ev oyunları için sezonluk geçiş aldım.

I am used to hearing the train pass by my house. - Trenin evimin yanından geçişini duymaya alışkınım.

geçiş
modulate
geçiş
(Denizbilim) pivot
geçiş
(Otomotiv) transfer
geçiş
(Bilgisayar) run
geçiş
crossing

I saw her crossing the street. - Onun caddeyi geçişini gördüm.

I saw him crossing the street. - Onun caddeyi geçişini gördüm.

geçiş
{i} transit

The DJ transitioned between two songs. - DJ iki şarkı arasında geçiş yaptı.

Chromium is a transition element. - Krom bir geçiş elementidir.

geçiş
migration
geçiş
{i} changeover
Geçiş
transistion
geçiş
switched to
lafı geçiştirmek
to change the subject
geçiş
pass, passing; transit; transition
geçiş
intermediate tone between two primary colors
geçiş
progression
geçiş
modulation
geçiş
passing, crossing
geçiş
mus. transition; modulation
geçiş
acces
geçiş
(Nükleer Bilimler) interpass
geçiştirme
{i} circumlocution
gülerek geçiştirmek
to laugh off, to laugh away
gülerek geçiştirmek
laugh away
gülümseyerek geçiştirmek
smile away
sükûtla geçiştirmek
to pass over (a matter) in silence
sükûtla geçiştirmek
to pass over in silence
التركية - التركية
Az bir zararla atlatmak, kurtulmak
Az bir zararla atlatmak, kurtulmak: "Nihat bu kazayı da geçiştirince tekrar gözlerini apartmanın kapısına dikti."- P. Safa
Gereken önemi vermemek, üstünde durmadan başından savmak
geçiş
Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton
geçiş
Herhangi bir durumdaki değişme, intikal
geçiş
Geçme işi veya biçimi
geçiş
Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama
geçiş
Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi
geçiş
Geçme işi veya biçimi: "Bekleme sabırsızlığını çoktan kaybetmiş olduğum için vaktin geçişini pek fark etmiyordum."- R. N. Güntekin
geçiştirme
Geçiştirmek işi
geçiştirmek
المفضلات