I finished my homework with difficulty.
- Ödevimi güçlükle bitirdim.
The old woman climbed the stairs with difficulty.
- Yaşlı kadın merdivenleri güçlükle tırmandı.
Tom could hardly wait for the chance to go swimming again.
- Tom tekrar yüzmeye gitme fırsatını güçlükle bekleyebiliyordu.
Tom could hardly walk.
- Tom güçlükle yürüyebiliyordu.
I just barely managed to pass the test.
- Testi güçlükle geçebildim.
He just barely managed to pass the test.
- Testi güçlükle geçmeyi başardı.
Tom could scarcely breathe.
- Tom güçlükle nefes alabildi.
He can scarcely write his name.
- O adını güçlükle yazabiliyor.
Anyone who creates hassle should leave.
- Güçlük yaratan biri terk etmeli.
We know it's a hassle.
- Bunun bir güçlük olduğunu biliyoruz.
I have difficulty understanding abstract modern art, especially Mondrian.
- Soyut modern sanatı anlamada güçlük çekiyorum, özellikle Mondrian.
He had no difficulty in solving the problem.
- Sorunun çözümünde hiç güçlük çekmedi.
I had no trouble finding his office.
- Onun ofisini bulmakta güçlük çekmedim.
I'm having trouble understanding you.
- Ben seni anlamakta güçlük çekiyorum.
Face adversity with courage.
- Güçlüklerle cesaretle yüzleş.