etkileme

listen to the pronunciation of etkileme
التركية - الإنجليزية
affection
action
infectiousness
influencing
grip
influence

Don't let me influence you. - Seni etkilememe izin verme.

Make a good translation of the sentence that you are translating. Don't let translations into other languages influence you. - Çevirdiğiniz cümlenin iyi bir çevirisini yapın. Diğer dillere yapılan çevirilerin sizi etkilemesine izin vermeyin.

affecting
manipulation
effecting
act
coaction
leaven
leavening
affecting, influence, influencing
impact
etkilemek
{f} impress

You never cease to impress me. - Beni etkilemekten asla vazgeçmiyorsun.

Tom has been trying hard to impress his father. - Tom babasını etkilemek için çok çalışıyor.

birbirini etkileme
interaction
etkilemek
cast a spell on
etkilemek
{f} turn
etkile
affect

The problem affects the prestige of our school. - Sorun bizim okulun prestiji etkiler.

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

etkilemek
{f} militate
etkilemek
{f} thrill
etkilemek
{f} impinge
etkilemek
{f} enthrall
etkilemek
{f} concern
etkilemek
effect
etkilemek
{f} lead
etkilemek
prejudice
etkilemek
set
etkilemek
tip
etkilemek
have an effect on
etkilemek
impinge upon
etkilemek
redound on
etkilemek
have a bearing on
etkilemek
(Ticaret) manipulation
etkilemek
impose on
etkilemek
govern
etkilemek
act on
etkilemek
have an effect upon
etkilemek
impose upon
etkilemek
possess
etkilemek
work on
etkilemek
enamour
etkilemek
penetrate
etkilemek
condition
etkilemek
fascinate
etkilemek
impinge on
etkilemek
have effect
doğal etkileme
chemistry
etkile
{f} obsessed
etkile
{f} biased
etkile
stamp on
etkile
impress

The exhibition was very impressive. - Sergi çok etkileyiciydi.

I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend. - Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.

etkile
{f} affected

Most living creatures in the sea are affected by pollution. - Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.

The event affected his future. - Olay onun geleceğini etkiledi.

etkile
{f} affecting
etkile
{f} bias
etkilemek
touch
etkilemek
manipulate
etkilemek
colour
etkilemek
move
etkilemek
shape
etkilemek
spellbind
etkilemek
act
etkilemek
leaven
etkilemek
predispose
etkilemek
strike
etkilemek
smite
etkilemek
{f} influence

Why should they try to influence him? - Neden onu etkilemek için çalışmalılar?

etkilemek
affect

The unstable security situation in Syria also affects Turkey. - Suriye'deki istikrarsız güvenlik durumu Türkiye'yi de etkilemektedir.

Alzheimer's disease affects nearly 50 million people around the world. - Alzheimer hastalığı tüm dünyada yaklaşık 50 milyon insanı etkilemektedir.

etkile
prejudiced
etkile
(Biyoloji) influence

That type of temple influenced all of the Middle East, mainly Egypt. - O tür tapınak bütün Orta Doğuyu, özellikle Mısır'ı etkiledi.

Human and animal life are influenced by their reactions to the atmospheric environment. - İnsan ve hayvan yaşamı atmosferik çevreye gösterdikleri tepkilerden etkilenirler.

etkile
stampon
etkile
stamp#on
etkilemek
operate
etkilemek
turn smb.'s head
etkilemek
enthral
etkilemek
enamor
etkilemek
prepossess
etkilemek
{f} imprint
etkilemek
{f} reach
etkilemek
grip
etkilemek
dictate
etkilemek
catch up
etkilemek
enamour [Brit.]
etkilemek
to affect, to colour; to influence; to impress, to fascinate; to move; to sway
etkilemek
glamour [Brit.]
etkilemek
{f} spell
etkilemek
to affect, influence, have influence on
etkilemek
{f} sway
etkilemek
glamour
etkilemek
sink
etkilemek
glamor
التركية - التركية
etkileme
المفضلات