etek

listen to the pronunciation of etek
التركية - الإنجليزية
skirt

Long skirts are out of fashion now. - Şu an uzun eteklerin modası geçmiştir.

My aunt made a new skirt for me. - Teyzem bana yeni bir etek yaptı

lap
private parts, genital area
skirt; bottom; (dağ) foot
foot (of a mountain)
flashing (on roofs)
skirt, overhanging part (of a bedspread or tablecloth)
(dağ) foot
foot (hill)
(Coğrafya) boom
(İnşaat) skirting
bottom
(Tekstil) hemline
(İnşaat) plinth
flashing
hem
(ısk.) filibeg
shirttail; coattail
foot

The soldiers got to the foot of the hill before dawn. - Askerler şafaktan önce tepenin eteklerine geldi.

The church is at the foot of the hill. - Kilise, tepenin eteklerinde.

etek (giysiye ait)
tail
etek baskısı
hem
etek dağ
foot
etek ucu
(Tekstil) hem
etek yapağısı
(Teknik,Tekstil) foot locks
etek yapağısı
(Tekstil) skirting
etek zırhı
(Askeri) skirting armour
etek öpmek
flatter
etek astarı
(Tekstil) skirt lining
etek açısı
angle of slope
etek baskı makinesi
(Tekstil) blind stitcher
etek bezi a wrapping or swaddling
for an infant's legs
etek boyu
hemline
etek boyu ölçer
(Tekstil) skirt marker
etek cebi
placket
etek ceket
coat and skirt
etek dolusu heaps, lots
(of)
etek duvarı
(İnşaat) plinth wall
etek etek heaps, loads
(of)
etek fermuar yeri
placket
etek gibi tasarlanmış elbise
shirtdress
etek ile örtmek
skirt
etek kiri
illicit relationship (of a woman)
etek kumaşı
(Tekstil) skirt fabric
etek kuyusu
soak well
etek levhası
kickplate
etek levhası
toeboard
etek levhası
toeplate
etek pantolon
culottes
etek parçaları
(Tekstil) skirt panels
etek pervazı
(İnşaat) stylobate
etek pilesi
(Tekstil) skirt pleat
etek silkmek
to break off relations (with)
etek silmesi
foundation course
etek sisi
(Askeri) skirt fog
etek traşı
pubic hair shaving
etek traşı
pubic trim
etek traşı
pubic shaving
etek traşı
pubic shave
etek traşı
pubic hair removal
etek traşı
removal of pubic hair
etek tıraşı
removal of pubic hair
etek tıraşı
pubic hair shaving
etek tıraşı
pubic shave
etek tıraşı
pubic shaving
etek tıraşı
pubic trim
etek tıraşı
pubic hair removal
etek ucu
hemline
etek ucu dikişi
(Tekstil) skip-stitch
etek ucu dikişi
(Tekstil) blind merrow
etek ucu dikişi
(Tekstil) hem stitch
etek ucu genişliği
(Tekstil) hem width
etek uzunluğu
(Tekstil) skirt length
etek yapağısı
foot locks, skirtings
etek yırtmacı
(Tekstil) skirt vent
etek yığışımı
talus creep
etek çekmek
to give up, abandon
etek öpmek
to flatter someone, toady
etek öpmek
to flatter, to lick sb's boots, to lick sb's arse, to fawn on sb
etek ısıtıcı
skirting heater
eksik etek
woman
eksik etek
petticoat
etek
petticoat
kısaltmak (etek)
take up
mini etek
(Tekstil) mini skirt

One does not wear a red mini skirt to a funeral. - Kimse cenazede kırmızı mini etek giymez.

pantolon’-etek
culottes
uzun etek
(Tekstil) maxi skirt
eksik etek
bit
pilili etek
pleated skirt
altı dar etek
hobble skirt
askılı etek
a skirt with shoulder straps, a kind of jumper
askılı etek
skirt with shoulder straps
bel (etek/pantolon vb'nde)
waistband
boru etek
(Tekstil) tube skirt
boru etek
(Tekstil) pencil skirt
derin etek
continental slope
diz boyu etek
knee length skirt
dizüstü etek
lap
eksik etek
skirt
eksik etek
(deyim) distaff side
eksik etek prov. woman
(a) skirt
el etek öpmek
to cringe (to/before sb), to lick sb's arse
kabarık etek
crinoline
kloş etek
circular skirt
külot etek culottes
(divided skirt)
külotlu etek
pantyskirt
maksi etek
maxi skirt
midi etek
midi skirt
mini etek
miniskirt

My mother didn't let me wear a miniskirt. - Annem mini etek giymeme izin vermedi.

She likes miniskirts. - O, mini etekleri seviyor.

mini etek
miniskirt, mini
pantalon etek
(Tekstil) trouser skirt
pantolon etek
pantskirt
pantolon etek
culottes
pantolon etek
divided skirt
pileli etek
(Tekstil) pleated skirt
uzun etek
maxi
çan etek
flare
çemberli etek
crinoline
çemberli iç etek
farthingale
التركية - التركية
çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan şeylerin yere sarkan kısmı
Dağ, tepe, yığın gibi yamaçlı şeylerin alt bölümü: "Dağın eteklerine küme küme serpilen kerpiç evleri gördü."- H. Z. Uşaklıgil
Dağ ya da tepenin alt bölümü
Edep yeri
Dağ, tepe, yığın gibi yamaçlı şeylerin alt bölümü
Giysinin alt kenarı: "Vedia'nın eteklerinden gözlerini ayırmayarak onu takip ediyordu."- P. Safa. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü
Vücudun belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik: "Sevim'in eteği bir dikene takılıp yırtılmış, beyaz potinleri çamura batmıştı."- R. N. Güntekin
Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü
Giysinin alt kenarı
Giysinin belden aşağıda kalan bölümü
Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü
Bir dağ ya da tepenin alt bölümü
Dağın alt bölümü
Vücudun belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik
döş
eteklik
pürümbek
yekte
damen
(Osmanlı Dönemi) dâmen
etek bezi
Kundak çocuklarının belden aşağısına sarılan bez
etek dolusu
Pek çok, bol bol, alabildiğince fazla
etek kiri
Yolsuz ilişki
eksik etek
Kadın
maksi etek
Boyu topuklara kadar uzanan etek
midi etek
Diz kapağını örten veya diz kapağından üç dört santim kadar aşağı inebilen etek
mini etek
Diz kapağından yukarıda, çeşitli kısalıkta etek
uzun etek
Eteği uzun olan giysi, maksi
üç etek
Üç ayrı etekten oluşmuş özel bir giysi
الإنجليزية - التركية

تعريف etek في الإنجليزية التركية القاموس.

etek altı
upskirt
etek
المفضلات