Heyecanlı kızlar hoş görünebilir.
- Excited girls look pretty sometimes.
Linda teyzesi Nancy'nin onu ziyaret etmek için geldiğini öğrendiği için aşırı heyecanlıydı.
- Linda was wildly excited to learn that her aunt Nancy was coming to visit her.
O bir hesabı aktif hale getirdi.
- She activated an account.
Bir yönetici hesabınızı aktif ettikten sonra onay e-postası alacaksınız.
- You will receive a confirmation email after your account has been activated by an administrator.
O hiçbir şeyi etkinleştirmedi.
- He activated nothing.
Bir şekilde onu kazayla etkinleştirdim.
- Somehow I accidently activated it.
Zafer bizi heyecanlandırdı.
- The victory excited us.
Lütfen Tom'u heyecanlandırma.
- Please don't get Tom excited.
Stadyumda bir sürü coşkulu taraftar vardı.
- There were a lot of excited fans in the stadium.
Subay askerlerinde cesaret uyandırdı.
- The officer aroused courage in his soldiers.
Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.
- Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
Bir gürültü beni uykumdan uyandırdı.
- A noise aroused me from my sleep.
Onun hikayesi benim şüphemi uyandırdı.
- His story aroused my suspicion.