delisi

listen to the pronunciation of delisi
التركية - الإنجليزية
crazy about
freak

She's a control freak. - O bir kontrol delisi.

happy
wild about
mad about
crazy about: futbol delisi crazy about soccer
crazy for
deli
crazy

He is not just interested, he's crazy about it. - O onunla sadece ilgilenmiyor, ona deli oluyor.

Do you think I'm crazy? - Benim deli olduğumu düşünüyor musunuz?

deli
{s} insane

You don't want Tom to think you're insane. - Tom'un seni deli sanmasını istemiyorsun.

He behaves as if he were insane. - Delirmiş gibi davranıyor.

deli
{i} lunatic

I've dated a lunatic. - Bir deli ile birlikte oldum.

The people from Madrid are lunatics. - Madritli insanlar delidirler.

delisi olmak
to be nuts about
delisi olmak
be nuts
deli
mad

He is mad about music. - O, müziği deli gibi seviyor.

Tom is driving me mad. - Tom beni deli ediyor.

deli
delirious

Tom was deliriously happy. - Tom delicesine mutluydu.

Tom said that Mary was delirious. - Tom, Mary'nin delirmiş olduğunu söyledi.

deli
out of one's mind
deli
madman

Many people also considered him a madman. - Birçok kişi ayrıca onun bir deli olduğunu düşünüyordu.

He acted like a madman. - O, bir deli gibi hareket etti.

deli
{s} loco
deli
(Argo) cracked
deli
(Argo) off one's head
deli
wacko
deli
(Argo) fruity
deli
(Argo) around the bend
deli
(Argo) kookie
deli
touched
deli
(Argo) whacky
deli
(deyim) out to lunch
deli
mentally ill
deli
balmy
deli
brainsick
deli
out of one's senses
deli
demon
deli
(Konuşma Dili) round the twist
deli
(Konuşma Dili,Argo) round the bend
deli
(Argo) wacky
deli
crank
deli
(Argo) barmy
deli
(Argo) buggy
deli
(Konuşma Dili) crack-brained
deli
(Konuşma Dili) as daft as a brush
deli
(Argo) mental

She has extreme colonial mentality. She is crazy for Spanish culture. - Onun aşırı sömürge zihniyeti var. O, İspanyol kültürü için deli oluyor.

deli
(Argo) kooky
deli
irrational
deli
out of one's wits
deli
unhinged
erkek delisi
nympho
erkek delisi
nymphomaniac
kız delisi
girl-happy
deli
demented
deli
non composmentis
deli
daffy
deli
harum scarum
deli
dippy
deli
crackers
deli
soft
deli
moony
deli
potty
deli
crackbrained
deli
possessed
deli
nuts

The last person I told my idea to thought I was nuts. - Fikrimi söylediğim son kişi deli olduğumu düşündü.

I thought Tom and Mary were nuts. - Tom ve Mary'nin deli olduğunu düşündüm.

deli
batty
deli
demoniac
deli
maniac
deli
maniacal
deli
nutshell
deli
bats
deli
cuckoo
Deli
deranged
alışveriş delisi
shopaholicshopping freakshopping nut
deli
fond

Ram and Sita were very fond of Hanuman. - Ram ve Sita Hanuman'a deli oluyorlardı.

deli
of crazy
deli
maddened
deli
ınsane
seks delisi
sex mad
ayran budalası/delisi
simpleton
ağzı açık ayran delisi gibi bakmak
to stare like a stuck pig
ağızı açık ayran delisi
halfwit, simpleton
deli
daemonical [Brit.]
deli
haywire
deli
loopy
deli
{s} distracted

Tom looked pretty distracted. - Tom oldukça deli görünüyordu.

Tom seems slightly distracted. - Tom hafiften deli gibi görünüyordu.

deli
daemonical
deli
cracky
deli
{i} madwoman
deli
{k} light in the head
deli
{i} bedlamite
deli
bonkers
deli
demoniacal
deli
not all there
deli
{s} daemonic
deli
{s} daft
deli
nutcase
deli
loony
deli
insane person
deli
demented; daemonic [Brit.]
deli
manic
deli
distraught
deli
{s} gaga
deli
moonstruck
deli
{s} phrenetic
deli
dement
deli
{s} nutty
deli
insane, crazy, mad
deli
off one's onion
deli
mad, insane, crazy, lunatic, maniac, demented, cuckoo, daft, "batty, bats, crackers, nutty, nuts, mental; crazy about, mad about, potty about, fond of; madman, madwoman, lunatic, loony
deli
mad about; devotee (of)
deli
harumscarum
deli
{s} demonic
deli
rocker
deli
crotchet
deli
lunatic, insane person
deli
meshuggah
deli
loony,luny
deli
distempered
deli
idiotic, foolish (person)
erkek delisi
nymphomaniac, nympho
gönül delisi
one who keeps falling in love
hız delisi
speed merchant
delisi kimse
demon for work
kitap delisi
bibliomaniac
ne oldum delisi
parvenu
para delisi
acquisitive
swing delisi
jitterbug
swing müziği delisi
jitterbug
temiz hava delisi
fresh air friend
الإنجليزية - الإنجليزية

تعريف delisi في الإنجليزية الإنجليزية القاموس.

deli
Food sold at a delicatessen
deli
A deli is a shop or part of a shop that sells food such as cheese and cold meat. Deli is an abbreviation for `delicatessen'. a delicatessen (delicatessen)
deli
A shop that sells cooked or prepared food ready for serving
deli
a shop selling delicatessen (as salads or cooked meats)
deli
{i} store which sells cheeses and cooked meats as well as prepared salads; products sold in this store
التركية - التركية

تعريف delisi في التركية التركية القاموس.

Deli
yelli
Deli
yeyni
Deli
ep
Deli
çatlak
ayran delisi
Bön, safdil
ayran delisi
Hevesli
deli
Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun
deli
Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın
deli
Coşkun, azgın: "Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi, çevireceğini bilemiyordu."- T. Buğra
deli
Coşkun, azgın
deli
Aşırı derecede düşkün
deli
Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın: "Ben delinin biriyim, ateşe girerim."- F. R. Atay
الإنجليزية - التركية

تعريف delisi في الإنجليزية التركية القاموس.

deli
{i} mezeci dükkânı
deli
{i} hazır yemek
deli
{i} mezeler
deli
{i} hazır yemek ve salata dükkânı
deli
{i} meze
deli
{i} soğuk meze
deli
{i} şarküteri

O şarküterideki yiyecekten hoşlanmıyorum. - I don't like the food at that deli.

Affedersiniz, nerede bir şarküteri bulabilirim? - Sorry, where can I find a delicatessen?

delisi
المفضلات