düşüncesizce

listen to the pronunciation of düşüncesizce
التركية - الإنجليزية
headforemost
ill considered
impulsively
tactlessly
rashly
offhand
thoughtlessly
slapdash
blindfold
carelessly
headfirst
headlong
brusquely
irresponsibly
unadvised
unreflectively
slambang
düşünce
idea

These ideas are embodied in the constitution. - Bu düşünceler anayasada düzenlendi.

The idea is very attractive. - Bu düşünce çok cazip.

düşünce
notion

He had no notion of leaving his hometown. - Onun memleketi terk etme düşüncesi yoktu.

düşünce
opinion

Don't confuse opinions with facts. - Düşüncelerle gerçekleri karıştırmayın.

I had a good opinion of her. - Onunla ilgili iyi bir düşüncem vardı.

düşünce
consideration

Such considerations ultimately had no effect on their final decision. - Bu tür düşüncelerin sonuçta onların nihai kararı üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır.

düşünce
thought

It's thoughtless of her to say so. - Öyle söylemesi onun düşüncesizliğidir.

Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned. - Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi.

düşüncesizce edilmiş lâf
thoughtlessness
düşüncesizce yapılan
impetuous
düşüncesizce yapılan
unthinking
düşüncesizce yapılmış
unguarded
düşüncesizce yapılmış
hasty
düşüncesizce yapılmış
unconsidered
düşüncesizce yapılmış
offhand
düşüncesizce yapılmış
offhanded
düşünce
mind

His mind was filled with happy thoughts. - Aklı mutlu düşüncelerle doluydu.

We can just about read each other's minds. - Biz neredeyse birbirimizin düşüncelerini okuyabiliriz.

düşünce
{i} think

His book incorporates all his thinking on the subject. - Kitabı konu üzerindeki bütün düşüncelerini barındırıyor.

I know you want to marry me now, but don't you think you'll have second thoughts afterward? - Ben, şimdi benimle evlenmek istediğini biliyorum, ama siz daha sonra ikinci düşüncelere sahip olacağınızı düşünmüyor musunuz?

düşünce
{i} remark

Your remarks are off the point. - Düşünceleriniz konudan uzak.

For a girl of her age, Mary expresses very clever, remarkable thoughts. - Onun yaşındaki bir kız için, Mary çok zeki, dikkat çekici düşünceler ifade eder.

düşünce
thought, consideration; idea, opinion; anxiety, worry, care
düşünce
reasoning
düşünce
belief
düşünce
take

what's your take? / what's your opinion? / what do you think? - Senin düşüncen/fikrin nedir?.

Please, take a look at my first post and let me know what you think about it. - Lütfen ilk mesajıma bir göz atın ve bu konudaki düşüncelerinizi bana bildirin.

I need to drop these useless perceptions to take full throttle over my life. - Hayatı son sürat yaşamam için bu faydasız düşünceleri bırakmam gerek.

düşünce
fancy
düşünce
sentiments
düşünce
judgement [Brit.]
düşünce
thinking

His way of thinking is a bit extreme. - Onun düşünce biçimi biraz aşırı.

Tom's creative thinking nicely complemented Mary's organizational talents. - Tom'un yaratıcı düşüncesi Mary'nin örgütsel yeteneklerini güzelce tamamladı.

düşünce
communion
düşünce
plan

I can't agree with you with regard to the new plan. - Yeni plan hakkında seninle aynı düşüncede değilim.

düşünce
view

I love our little jokes and I'm quite jealous of your thinking and views on things. - Ben küçük esprileri seviyorum ve senin şeyler üzerinde düşünceni ve görüşlerini oldukça kıskanıyorum.

He studied day and night with a view to becoming a lawyer. - Bir avukat olma düşüncesiyle gece gündüz çalıştı.

düşünce
reflexion
düşünce
idee
düşünce
assessment
düşünce
mentality
düşünce
prognosis
düşünce
(Politika, Siyaset) position
düşünce
estimate
düşünce
sense
düşünce
argument
düşünce
attitude
düşünce
sight

Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned. - Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi.

düşünce
judgment
düşünce
voice
düşünce
observation
düşünce
conception
düşünce
thinking in
düşünce
to thought
düşünce
{i} counsel
düşünce
conceit

He is so full of conceit that everybody dislikes him. - O herkesin ondan hoşlanmadığı düşüncesiyle çok dolu.

düşünce
thought, thinking
düşünce
idea, opinion, reflection, observation
düşünce
cogitation
düşünce
apprehension
düşünce
ideo
düşünce
estimation
düşünce
anxiety, worry
düşünce
construct

Tom has constructive ideas. - Tom'un yapıcı düşünceleri var.

Your opinion is very constructive. - Düşünceniz çok yapıcı.

düşünce
{i} judgement
düşünce
prognoses
düşünce
say so

It's thoughtless of her to say so. - Öyle söylemesi onun düşüncesizliğidir.

düşünce
sentiment

Anti-Chinese sentiment is on the rise in Myanmar. - Myanmar'da Çin karşıtı düşünceler artıyor.

düşünce
concept
düşünce
comment
التركية - التركية

تعريف düşüncesizce في التركية التركية القاموس.

düşünce
Dış dünyanın insan zihnine yansıması
düşünce
Niyet, tasarı. İlke, yönetici sav
düşünce
Tasa, kaygı, sıkıntı
düşünce
Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş, mütalaa, fikir, mülahaza, ide: "Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur."- T. Buğra
Düşünce
mülahaza
Düşünce
endişe
Düşünce
mütalaa
Düşünce
(Osmanlı Dönemi) GAİLE
düşünce
İlke, yönetici sav
düşünce
Niyet, tasarı
düşünce
Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş, mütalâa, fikir, mülâhaza, ide
düşüncesizce
المفضلات