They announced that a storm was coming.
- Onlar bir fırtınanın geldiğini bildirdiler.
She announced her intention to retire.
- O, ona emekli olma niyetini bildirdi.
Tom's death notice was in today's paper.
- Tom'un ölüm bildirimi bugünkü gazetedeydi.
You'll receive a notice in a few days.
- Birkaç gün içinde bir bildirim alacaksınız.
Why wasn't Tom notified?
- Neden Tom'a bildirilmedi?
He notified the police of the traffic accident.
- Trafik kazasını polise bildirdi.
Why didn't the police notify us?
- Niçin polis bize bildirmedi?
In such a case, notify his family.
- Böyle bir durumda, ailesine bildirin.
I have something to declare.
- Bildirecek bir şeyim var.
Do you have anything to declare?
- Bildirecek bir şeyiniz var mı?
A healthy man does not know the value of health.
- Sağlıklı olan adam sağlığın değerini bilmez.
Do you know where your father went?
- Babanın nereye gittiğini biliyor musun?
Everybody knew that she was being pushy.
- Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.
They knew they must fight together to defeat the common enemy.
- Ortak düşmanı yenmek için birlikte dövüşmek zorunda olduklarını biliyorlardı.
There is no knowing which team will win.
- Hangi takımın kazanacağını bilmek zor.
Tom accused Mary of not knowing how to love or how to accept someone's love.
- Tom Mary'yi sevmeyi ya da birinin aşkını kabul etmeyi bilmemekle suçladı.
Ken is as tall as Bill.
- Ken Bill kadar uzun boylu.
Ken talks as if he knew everything.
- Ken her şeyi biliyormuş gibi konuşur.
His name is known to everyone in this town.
- Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.
Football is the most known sport in the world.
- Futbol, dünyada en çok bilinen spordur.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.
- Mor blev i bilen mens far handlede ind.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?