Don't get me wrong, Tom.
- Beni yanlış anlama, Tom.
Please get me hotel security.
- Lütfen beni otel güvenliğine götürün.
partiye bendi de götürün.
I made this clothing myself.
- Bu giysiyi ben kendim yaptım.
I bought this book for myself, not for my wife.
- Ben bu kitabı karım için değil, kendim için satın aldım.
My opinion is similar to yours.
- Benim görüşüm seninkine benzer.
Put yourself in my position.
- Kendini benim yerime koy.
Thomas thinks he's the center of the world. He's very egocentric.
- Thomas kendisini dünyanın merkezi zannediyor. O, çok ben merkezci.
The human is an egocentric animal.
- İnsan benmerkezcil bir hayvandır.
Where do all these moles come from?
- Tüm bu benler nereden geliyor?
Each molecule in our body has a unique shape.
- Vücudumuzdaki her molekülün benzersiz bir şekli vardır.
O utanç içinde başını eğdi.
- She bent her head in shame.