Her kentin heybetli bir katedrali vardır.
- Every city has an imposing cathedral.
Katedralimiz heybetli bir yapıdır.
- Our cathedral is an imposing structure.
Tartışacak acil bir şeyimiz var.
- We have something pressing to discuss.
Çözecek bazı acil sorunlarımız var.
- We have some pressing problems to solve.
O çok azametli bir adam.
- He's a very imposing man.