anlaşmazlık

listen to the pronunciation of anlaşmazlık
التركية - الإنجليزية
conflict

There is a great conflict between religion and science. - Din ve bilim arasında büyük bir anlaşmazlık vardır.

I don't see a conflict. - Bir anlaşmazlık görmüyorum.

disagreement

Tom and I had a disagreement. - Tom ve ben bir anlaşmazlık yaşadık.

What do you do when you have a financial disagreement in your family? - Ailende bir mali anlaşmazlık olduğu zaman ne yaparsın?

controversy

There was a controversy about the location of the new school. - Yeni okulun yeri ile ilgili anlaşmazlık vardı.

friction
(Hukuk) dispute

There was a dispute about our bill. - Yasa tasarımız hakkında bir anlaşmazlık vardı.

Industrial disputes are still a problem. - Endüstriyel anlaşmazlıklar hala bir sorundur.

run in
quarrel
dissension
disaccord
disunity
division; embroilment
imbroglio
divided counsel
fight
mix up
odds

He is always at odds with his boss. - O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.

After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again. - Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.

disagreement, misunderstanding, conflict, dispute, discord, difference, friction
incompatiblity
disunion
disagreement, incompatibility
discordance
strife
discord

There's been a lot of discord in the office lately. - Son zamanlarda ofiste birçok anlaşmazlık oldu.

ambiguity
discrepancy
nonviolent
holdout
(Ticaret) disputes

I am writing a thesis about international disputes after World War II. - II. Dünya Savaşı'ndan sonraki uluslararası anlaşmazlıklar hakkında bir tez yazıyorum.

These disputes between the two nations should be solved in accordance with international law. - İki ülke arasındaki bu anlaşmazlıklar, uluslararası hukuka uygun olarak çözülmelidir.

rift

A deep rift opened up between them. - Onlar arasında derin bir anlaşmazlık açıldı.

dissent
argument
difference
variance
dissidence
potential difference
altercation
{i} division
misunderstand
{i} embroilment
incompatibility
embroil
{i} misunderstanding
mixup
anlaşmazlık içinde olmak
feud
anlaşmazlık konusu
a bone of contention, object at issue
anlaşmazlık konusu
bone
anlaşmazlık tohumu
dragon's teeth
anlaşmazlık tohumu ekmek
sow dragon's teeth
anlaşmazlık çıkaran
divisive
anlaşmazlıklar
disputes

Industrial disputes are still a problem. - Endüstriyel anlaşmazlıklar hala bir sorundur.

I would like you to stop personalizing disputes. - Kişiselleşen anlaşmazlıkları durdurmanı istiyorum.

anlaşmazlıklar
conflict
anlaşmazlık
infighting
yasal anlaşmazlık
conflict of laws
التركية - التركية
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilâf
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf: "Mustafa yedi yaşına basınca ana baba arasında anlaşmazlık kalmadı."- R. H. Karay
anlaşmazlık
المفضلات