ağırbaşlı

listen to the pronunciation of ağırbaşlı
التركية - الإنجليزية
{s} earnest
sedate
demure
sober

I was very sober at the time. - O zaman çok ağırbaşlıydım.

Tom has been sober three months. - Tom üç aydır ağırbaşlı.

calm
graceful
solemn

Roy looked solemn as I told him the story. - Roy ona hikayeyi anlatırken ağırbaşlı görünüyordu.

sober minded
austere
serious-minded, sedate, sober
imperturbable
matronly
serious, grave, sedate, dignified, decorous, demure, solemn, sober vakur, ciddi
dignified

At the funeral, the widow looked very dignified, with her black suit, hat and gloves. - Cenazede, dul kadın siyah takım elbisesi, şapkası ve eldiveni ile çok ağırbaşlı görünüyordu.

What a dignified man! - Ne ağırbaşlı bir adam!

sage
serious
grand
staid

New Age ideas are a refreshing alternative to the staid orthodoxy of traditional Christianity. - Yeni Çağ fikirleri geleneksel Hıristiyanlığın ağırbaşlı ortadoksluğu için ferahlatıcı bir alternatiftir.

dignify
somber
self-effacing
bland
decorous
{s} grave
ağırbaşlı kimse
owl
uslu, ağırbaşlı
sedate, dignified
fazla ağırbaşlı kimse
sobersides
التركية - التركية
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi: "Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti."- R. N. Güntekin
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi
ciddi
vakarlı
ağırbaşlı
المفضلات