açık ça

listen to the pronunciation of açık ça
التركية - الإنجليزية

تعريف açık ça في التركية الإنجليزية القاموس.

açıkça
openly

I always admired her openly. - Ben her zaman ona açıkça hayran oldum.

Catholics could not openly observe their religion. - Katolikler dinlerini açıkça gözlemleyemedi.

açıkça
frankly

Frankly speaking, his speeches are always dull. - Açıkçası, onun konuşmaları her zaman sıkıcı.

Frankly speaking, you haven't tried your best. - Açıkçası, siz elinizden gelen gayreti göstermediniz.

açıkça
clearly

Tom clearly doesn't understand French very well. - Açıkçası, Tom Fransızcayı çok iyi anlamaz.

This drink clearly has the same flavor as tea. - Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.

açıkça
obviously

Obviously, he is to blame. - Açıkçası, o suçlanacak.

Logic is obviously your strong point. - Mantık açıkça senin güçlü noktandır.

açıkça
fairly
açıkça
distinctly
açıkça
evidently

Evidently, Tom didn't want to go. - Açıkçası Tom gitmek istemiyordu?

It's an evidently bad example. - Bu açıkçası kötü bir örnek.

açıkça
publicly
açıkça
definitely
açıkça
flatly

He flatly refused her requests for help. - Onun yardım teklifini açıkça reddetti.

He rejected my offer flatly. - Önerimi açıkça reddetti.

açıkça
explicit

I explicitly told Tom not to do that. - Tom'a açıkça onu yapmamasını söyledim.

The government explicitly declared its intention to lower taxes. - Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.

açıkça
overtly
açıkça
flat

He rejected my offer flatly. - Önerimi açıkça reddetti.

You should have refused his request flatly. - Onun ricasını açıkça reddetmeliydin.

açıkça
allegedly
açıkça
four

Four fifths of French were frankly illiterate towards 1685. - 1685 itibariyle Fransızların beşte dördü açıkça okuma yazma bilmiyordu.

açıkça
in public
açıkça
(Jeoloji) discrete
açıkça
public
açıkça
in plain english
açıkça
in simple terms
açıkça
round

Strictly speaking, the earth is not round. - Açıkçası dünya yuvarlak değil.

açıkça
straightforwardly
açıkça
plain

She made it plain that she wanted to go to college. - O, üniversiteye gitmek istediğini açıkça ortaya koydu.

She made it plain that she wanted to marry him. - O, onunla evlenmek istediğini açıkça belirtti.

açıkça
notably
açıkça
in plain terms
açıkça
in so many words
açıkça
unmistakably
açıkça
palpably
açıkça
patently

This is patently unfair. - Bu açıkça adil değil.

açıkça
freely
açıkça
explicitly

I explicitly told Tom not to do that. - Tom'a açıkça onu yapmamasını söyledim.

I don't like it when mathematicians who know much more than I do can't express themselves explicitly. - Benim bildiğimden çok daha fazla bilen matematikçiler kendilerini açıkça ifade edemedikleri zaman bundan hoşlanmam.

açıkça
plainly

Tom could see it plainly. - Tom onu açıkça görebiliyordu.

Stop beating around the bush and tell me plainly what you want from me. - Lafı dolandırma ve benden ne istediğini açıkça söyle.

açıkça
flat out
açıkça
expressly

Here everything is forbidden that isn't expressly permitted. - Burada açıkça izin verilmeyen her şey yasaktır.

açıkça
manifestly
açıkça
board
açıkça
plaınly
açıkça
directly
açıkça
outright
açıkça
outspokenly
açıkça
openly, clearly, frankly, freely; plainly, clearly
açıkça
declaredly
açıkça
straight-out
açıkça
nakedly
açıkça
plump
açıkça
downright
açıkça
clear

You must speak clearly in company. - Şirkette açıkça konuşmalısın.

This drink clearly has the same flavor as tea. - Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.

açıkça
point blank
açıkça
frankly, clearly, openly, plainly
açıkça
avowedly
açıkça
cloudlessly
açıkça
bluntly

Nobody will say it so bluntly, but that is the gist of it. - Hiç kimse bunu çok açıkça söylemeyecek ama bunun özü odur.

açıkça
baldly
açıkça
professedly
açıkça
blunt

Nobody will say it so bluntly, but that is the gist of it. - Hiç kimse bunu çok açıkça söylemeyecek ama bunun özü odur.

açıkça
barely
açıkça
pointblank
açıkça
in round terms
açıkça
perspicuously
açıkça
straight out
açıkça
agape
açıkça
exposed
açıkça
evident

You said you would text me in the evening, but you lied, evidently. - Akşamleyin bana mesaj atacağını söyledin ama açıkça yalan söyledin.

It's an evidently bad example. - Bu açıkçası kötü bir örnek.

açıkça
simply

I'm sorry, but that is simply impossible. - Üzgünüm ama bu, açıkçası olanaksızdır.

I simply haven't the time to do everything I want to do. - Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.

açıkça
palpable
açıkça
roundly
açıkça
demonstrably
التركية - التركية

تعريف açık ça في التركية التركية القاموس.

Açıkça
alenen
Açıkça
celi
Açıkça
ayan
Açıkça
sarahaten
Açıkça
aşikare
açıkça
Kolay anlaşır biçimde
açıkça
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay
açıkça
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde
açıkça
(Osmanlı Dönemi) zahirane
açıkça
(Osmanlı Dönemi) sarâhaten