I can't make out these figures.
- Bu şekilleri anlayamam.
Young girls' desire for slim figures is strong.
- Genç kızların narin şekiller için arzusu güçlüdür.
Our political system was shaped by feudal traditions.
- Siyasi sistemimiz feodal gelenekler tarafından şekillendirilmişti.
It is said that cats can change shape.
- Kedilerin şekil değiştirebildikleri söylenilmektedir.
Communication takes many forms.
- İletişim birçok şekiller alır.
A form appeared from over there.
- Oradan bir şekil ortaya çıktı.
I'm sorry, I'll pay you back in kind.
- Özür dilerim. Aynı şekilde sana geri ödeyeceğim.
Surprisingly enough, he turned out to be a thief.
- Şaşırtıcı şekilde, onun bir hırsız olduğu ortaya çıktı.
Tom doesn't know how things turned out this way.
- Tom şeylerin bu şekilde ortaya nasıl çıktığını bilmiyor.
A wise man would not act in that way.
- Akıllı bir adam bu şekilde hareket etmezdi.
Britain faced dangerously low supplies of food.
- İngiltere tehlikeli şekilde düşük gıda malzemeleri ile karşı karşıya idi.
His face is distorted by pain.
- Onun yüzü acıdan şekil değiştirmişti.