şüphesiz

listen to the pronunciation of şüphesiz
التركية - الإنجليزية
no doubt

There's no doubt that he likes taking walks. - Şüphesiz, o, yürüyüş yapmayı sever.

She is no doubt pretty, but she isn't beautiful. - Şüphesiz sevimli, ama güzel değil.

definite
by all means

I must save the drowning child by all means. - Şüphesiz boğulan çocuğu kurtarmalıyım.

I'll do it by all means. - Şüphesiz onu ben yapacağım.

clearly

Clearly, she knows a lot about biotechnology. - Şüphesiz, o, biyoteknoloji hakkında çok şey biliyor.

Wilson clearly had the best chance to win. - Wilson kazanmak için şüphesiz en iyi şansa sahipti.

undoubted

Your chromosome can undoubtedly show what kind of human you are! - Sizin kromozomunuz şüphesiz ne tür bir insan olduğunuzu gösterebilir!

The English language is undoubtedly the easiest and at the same time the most efficient means of international communication. - İngiliz dili şüphesiz en kolay ve aynı zamanda uluslararası iletişimin en etkili aracıdır.

certain, sure
without fail

He will succeed without fail. - O şüphesiz başarılı olacak.

beyond doubt
without a doubt, certainly, surely
decided
certainly
certain, sure, doubtless; doubtless, of course, no doubt, without doubt, surely, certainly, clearly
sure

Surely the weather will become fine. - Şüphesiz havalar düzelecektir.

He is a good fellow, to be sure, but he isn't reliable. - Şüphesiz o iyi bir adam ama güvenilir değil.

doubtless

You are doubtless aware of his absence. - Şüphesiz onun yokluğunun farkındasın.

Doubtless you have heard the news. - Şüphesiz haberi duydun.

sure as death
easily
of course

Of course it's not a problem if you go. - Şüphesiz gidersen sorun değil.

Tom was, of course, very tired. - Tom, şüphesiz, çok yorgundu.

decidedly
certain
indubitable
undisputed
unquestioned
without doubt

He will succeed without doubt. - O şüphesiz başarılı olacaktır.

He will without doubt succeed in the exam. - Şüphesiz o, sınavda başarılı olacak.

unquestionably

He is unquestionably the oldest man in the village. - O şüphesiz köydeki en yaşlı adamdır.

hands down
decisive
be sure

It's a good idea, to be sure, but it's hard to put it into practice. - Şüphesiz iyi bir fikir ama uygulamaya koymak zor.

It was a shock, to be sure. - Şüphesiz, o bir şoktu.

as sure as a gun
out of question
sure thing
to be sure

It's a good idea, to be sure, but it's hard to put it into practice. - Şüphesiz iyi bir fikir ama uygulamaya koymak zor.

It was a shock, to be sure. - Şüphesiz, o bir şoktu.

secure
beyond any doubt
positive
unquestioning
distinctly
definitively
indubitably
distinct
unquestionable
means

The English language is undoubtedly the easiest and at the same time the most efficient means of international communication. - İngiliz dili şüphesiz en kolay ve aynı zamanda uluslararası iletişimin en etkili aracıdır.

I must save the drowning child by all means. - Şüphesiz boğulan çocuğu kurtarmalıyım.

şüphesiz olarak
undoubtedly
şüphesiz doğru
bang on
hiç şüphesiz
undoubtedly
şek ve şüphe yok. şüphesiz. elbette
and no doubt shape. no doubt. of course
hiç şüphesiz
no doubt
hiç şüphesiz
without doubt
التركية - التركية
Kuşkusuz
Kuşkusuz: "İki üç gündür şüphesiz aç kalan tekir kedi kapıdan bakıyordu."- Ö. Seyfettin
(Osmanlı Dönemi) ZAHİR
(Osmanlı Dönemi) bîiştibah
(Osmanlı Dönemi) bilaşüphe
şüphesiz
المفضلات