çok kötü

listen to the pronunciation of çok kötü
التركية - الإنجليزية
(Gıda) very bad

She felt very bad that day. - O, o gün çok kötü hissetti.

His behavior, as I remember, was very bad. - Onun davranışı, benim hatırladığım gibi, çok kötüydü.

terrible

She looked terrible at that time. - O zaman çok kötü görünüyordu.

I am in a terrible dilemma. - Çok kötü bir ikilemdeyim.

abysmal
deplorable

The road is in a deplorable state. - Yol çok kötü durumda.

awfully
wretched
sad
criminal
miserable

The experiment resulted in a miserable failure. - Deney çok kötü bir başarısızlıkla sonuçlandı.

The weather was miserable yesterday. - Hava dün çok kötüydü.

unmentionable
execrable
nefarious
evil

There is much evil in the world. - Dünyada çok kötülük var.

Some people are evil. - Bazı insanlar çok kötüdür.

abominable
egregious
how about that?
bad

How's it going? Not too bad. - Nasılsın? Çok kötü değil.

She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood. - O seninle konuşmayı reddedebilir çünkü o çok kötü bir ruh hali içinde.

diabolical
atrocious
unspeakable
vicious
ghastly
calamitous
thumbs down
very bad, abysmal, execrable
{s} awful

Last summer was awful. - Geçen yaz çok kötüydü.

You look awful. What happened? - Çok kötü görünüyorsun. Ne oldu?

{s} rotten
(Konuşma Dili) it is too bad
chronic
shocking
terribly
too bad

That's too bad. Please take care of yourself. - O çok kötü, lütfen kendine dikkat et.

How's it going? Not too bad. - Nasılsın? Çok kötü değil.

{s} violent
grievous
excruciating
{s} arrant
çok kötü durumda
at a low ebb
çok kötü dövmek
wallop
çok kötü olma
terribleness
çok kötü şekilde
atrociously
التركية - التركية
besbeter
afet
felaket
çok kötü
المفضلات