Kadın bir portakal yiyor.
- The woman eats an orange.
Kadını nerede gördün?
- Where did you see the woman?
İncil'e göre, pelikan civcivlerini kendi kanıyla besledi.
- According the bible, the pelican fed its chicks with its own blood.
Tom civcivleri bir karton kutuya koydu.
- Tom put the chicks in a cardboard box.
Tom bu evli kadınla birlikte olmayı sürdürdü.
- Tom continued his relationship with that married woman.
Arabaya bir piliç atalım.
- Let's pick up a chick.
Akşam yemeği için piliç var mı?
- Is there chicken for dinner?
Bu mektup yaşlı bayanadır.
- This letter is to the old woman.
Güzel bir Estonyalı bayanla evleneceğim.
- I will marry a beautiful Estonian woman.
Şu kadını görüyor musun? O benim eşim.
- Do you see that woman? She's my wife.
Politikacı eşi olmayan bir kadını öperken kameraya yakalandı.
- The politician was caught on camera kissing a woman who is not his wife.
Hiç hak etmediği, harika bir kadın olan karısından bıkmıştı.
- He was bored with his wife, an excellent woman he didn't deserve.
Sanırım, o kadın onun karısıdır.
- That woman is his wife, I think.
Tabakta bir parça piliç, bir patates ve biraz yeşil bezelye vardı.
- On the plate was a piece of chicken, a potato and some green peas.
Tom bu evli kadınla birlikte olmayı sürdürdü.
- Tom continued his relationship with that married woman.
Neden evli bir kadınla aylak aylak dolaşıyorsun?
- Why are you hanging around with a married woman?
Bu mektup yaşlı bayanadır.
- This letter is to the old woman.
Onlar benim yaşlı bir kadın olduğumu söylüyorlar.
- They say that I'm an old woman.
Kadın olmak zordur. Erkek gibi düşünmeyi, hanımefendi gibi davranmayı, genç kız gibi görünmeyi ve de eşek gibi çalışmayı gerektirir.
- It's hard to be a woman. One must think like a man, act like a lady, look like a girl, and work like a horse.
Ev kadınların dünyasıdır, dünya erkeklerin evidir.
- The home is the woman's world, the world is the man's home.
Maşa kullanmadan tavuk kızartabilen bir adamın videosunu izledim.
- I saw a video of a man who can fry chicken without using tongs.
Tom bir ekstra-baharat kovası, kızarmış piliç ve bir konteyner lahana salatası ısmarladı.
- Tom bought a bucket of extra-spicy fried chicken and a container of coleslaw.
Ben bir çocukken su çiçeği geçirdim.
- I had chicken pox when I was a kid.
Suçiçeği, çocuklar için kaşıntılı bir baş belasıdır.
- Chicken pox is an itchy nuisance for kids.
The butt-woman was just setting forth the need of money for church repairs but she interrupted herself when she found me studying monuments.
My little woman, said her husband dubiously, are you quite sure you're better? Or are you, Sophia, about to break out in a fresh direction?.
the mother, Mr Jones, Mr Nightingale, and his love, stept into a hackney-coach, which conveyed them to Doctors' Commons; where Miss Nancy was, in vulgar language, soon made an honest woman, and the poor mother became one of the happiest of all human beings.
Stop being such an old woman and get on with it.
Remembering the turmoil she experienced when her father left her mother, she vowed she would never be the other woman.
other-woman status.
... WOW, THAT WOMAN IS EVERYWHERE. ...
... away, which was really tragic. And the reason that the President invoked this woman and ...