For some reason, I'm happy when I see doubles.
- Nedense, çiftleri görünce mutlu oluyorum.
The couples carved their initials in oak trees.
- Çiftler baş harflerini meşe ağaçlarına kazıdılar.
Doesn't it irritate you to see couples making out around town?
- Kasaba çevresinde cinsel ilişkide bulunan çiftleri görmek sizi rahatsız etmiyor mu?
You're double-parked.
- Çifte park etmişsiniz.
This word has a double meaning.
- Bu kelimenin bir çift anlamı var.
Father bought me a pair of gloves.
- Babam bana bir çift eldiven aldı.
I've worn out two pairs of shoes this year.
- Bu yıl iki çift ayakkabı eskittim.
More and more couples go on honeymoon trips abroad.
- Gittikçe daha fazla çift balayı gezilerine yurt dışına gitmektedir.
They are a good couple.
- Onlar iyi bir çifttir.
I think we're even now.
- Sanırım biz şimdi çiftiz.
Even a (traditional Korean) straw shoe belongs to a pair. (literal)
- Bir geleneksel Kore saman ayakkabısı bile bir çifte aittir.
I have dual citizenship.
- Benim çifte vatandaşlığım var.
Tom has dual citizenship.
- Tom'un çifte vatandaşlığı var.
I always have a couple of beach towels in my car.
- Arabamda her zaman bir çift plaj havlum var.
All Tom wanted was for Mary to play a couple of tunes on her ukulele.
- Tom'un bütün istediği Mary'nin ukelede bir çift melodi çalmasıydı.
A pair of leather gloves is a must when you work with these machines.
- Bu makinelerle çalıştığında bir çift deri eldiven bir zorunluluktur.
You should take another pair of glasses when you go abroad.
- Yurtdışına giderken, bir çift gözlük daha almalısınız.
There were a lot of young couples in the park.
- Parkta birçok genç çift bulunuyordu.
My parents also have a farm.
- Ebeveynlerimin de bir çiftliği var.
I'd like a twin room, please.
- Çift yataklı bir oda istiyorum lütfen.
Duplicates of this sentence have been deleted.
- Bu cümlenin çiftleri silindi.
They sound like a married couple.
- Onlar evli bir çift gibi görünüyor.
More and more married couples share household chores.
- Gittikçe artan sayıda evli çift ev işlerini paylaşıyor.
Sami and Layla were an ambitious young couple.
- Sami ve Leyla hırslı bir genç çiftti.
He works on the farm from morning till night.
- Sabahtan akşama kadar çiftlikte çalışıyor.
The farmer rose at sunrise and worked till sunset.
- Çiftçi gün doğumunda kalktı ve gün batımına kadar çalıştı.