(usually in plural fries) (mainly canada and us) a fried potato

listen to the pronunciation of (usually in plural fries) (mainly canada and us) a fried potato
İngilizce - Türkçe

(usually in plural fries) (mainly canada and us) a fried potato teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

fry
{f} tavada kızartmak/kızarmak
fry
{f} kızartmak

Kızartmak için daha büyük balıklarımız var. - We've got bigger fish to fry.

Onların işi patatesleri kızartmak. - Their job is to fry the potatoes.

fry
{f} elektrikli sandalyede idam etmek
fry
(yağda) kızartmak
fry
kızarmak
fry
kızart

Tom bir yumurta kızartıyor. - Tom is frying an egg.

Tom Mary'ye bir Fransız kızartma sundu ve o bir tane aldı. - Tom offered Mary a French fry and she took one.

fry
{i} kızartma

Sen hiç onları kızartma yerine patateslerini fırında pişirmeyi düşündün mü? - Have you ever thought about baking your potatoes instead of frying them?

Tom Mary'ye bir Fransız kızartma sundu ve o bir tane aldı. - Tom offered Mary a French fry and she took one.

fry
{i} yavru balık
fry
jump out of the frying pan into the fire bir belâdan kurtulayım derken daha kötüsüne çatmak
fry
tavada kızartmak veya kızarmak
fry
{i} kızartılmış yiyecek
fry
kızartılmış yemeklerin yendiği piknik
fry
yağmurdan kaçıp doluya tutulma
fry
(fiil) kızartmak, elektrikli sandalyede idam etmek, yağda kızarmak
fry
kızartılmış yemek
fry
{i} çoluk çocuk
fry
{i} önemsiz şey
fry
{i} solda sıfır
fry
kızar

Tom bir yumurta kızartıyor. - Tom is frying an egg.

Tom Mary'ye bir Fransız kızartma sundu ve o bir tane aldı. - Tom offered Mary a French fry and she took one.

İngilizce - İngilizce
fry
(usually in plural fries) (mainly canada and us) a fried potato