tesadüfen

listen to the pronunciation of tesadüfen
Türkçe - İngilizce
incidentally
accidentally

This discovery was made accidentally. - Bu keşif tesadüfen yapıldı.

by chance

By chance, I met your brother on the street. - Tesadüfen, caddede senin erkek kardeşine rastladım.

We met her brother at the shop by chance. - Onun kardeşiyle tesadüfen dükkânda karşılaştık.

by coincidence

We met completely by coincidence. - Biz tamamen tesadüfen karşılaştık.

by chance, by coincidence, by accident, accidentally, incidentally
by chance, by accident, fortuitously; by coincidence, coincidentally
causelessly
in passing
haply
fortuitously
casually

I greeted Tom casually. - Tom'u tesadüfen selamladım.

by accident

I only found out about it purely by accident. - Ben onun hakkında tamamen tesadüfen öğrendim.

I met him by accident at the airport yesterday. - Dün havalanında tesadüfen onunla karşılaştım.

self indulgent
by good fortune
coincidentally
haphazardly
coincidently
ıncidentally
by the chance
adventitious
passing
random
tesadüfen karşılaşmak
run across
tesadüfen duymak
overhear
tesadüfen bulmak
chance upon
tesadüfen bulmak
happen upon
tesadüfen bulmak
happen on
tesadüfen bulmak
blunder upon
tesadüfen bulmak
stumble across
tesadüfen bulmak
stumble on
tesadüfen bulmak
stumble upon
tesadüfen bulmak
alight on
tesadüfen bulmak
alight
tesadüfen gelen bemol ya da diyez
accidental
tesadüfen gelmek
happen along
tesadüfen karşılaşmak
to chance on sb/sth
tesadüfen olan
casual
tesadüfen olmak
to chance
tesadüfen olmak
chance
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) Tesadüf olarak, rastgele
(Hukuk) Rastlantıyla;rastlantı sonucu
Rast gelerek, rastlantı sonucu olarak
Rast gelerek, rastlantı sonucu olarak: "Bunlardan birisi ile tesadüfen oda arkadaşlığı yaptım."- H. Taner
tesadüfen