tesadüf

listen to the pronunciation of tesadüf
Türkçe - İngilizce

tesadüf teriminin Türkçe İngilizce sözlükte anlamı

coincidence Isn't that an amazing coincidence? - O şaşırtıcı bir tesadüf değil mi?
incidence
happenstance
contingency
chance event, chance meeting; coincidence, accident
chance, hazard (personified or treated as an agency)
conjunction
fluky
chance event, accident, happenstance; a chance meeting, an accidental encounter; coincidence
accident Poverty is not an accident. Like slavery and apartheid, it is man-made and can be removed by the actions of human beings. - Yoksulluk tesadüf değildir. Kölelik ve apartheid gibi insan ürünüdür ve insan etkinlikleriyle ortadan kaldırılabilir.
flukey
fortuity
hap
encounter
chance
incident
chance meeting
fortuitousness
haphazardness
casualness
haphazard
fortune
fluke I thought it was a fluke. - Ben onun bir tesadüf olduğunu düşündüm.
tesadüf eden
coincident
tesadüf etmek
1. to meet or encounter by chance, chance to meet, chance upon, come across, come upon, happen upon. 2. (for something) to happen to take place on/at/in, happen to occur on/at/in. 3. (for something) to happen to hit or collide with. 4. to coincide with, occur at the same time as. 5. (for something) to happen to be at the same level as (something else), happen to be on a line with (something else): Ağacın en üst dalı yatak odasının penceresine tesadüf ediyordu. The topmost branch of the tree chanced to be level with her bedroom window
tesadüf etmek
a) to meet by chance, to come across b) to coincide with
tesadüf etmek
hap
tesadüf etmek
happen There is no telling what will happen tomorrow. - Yarın ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.
tesadüf etmek
happen by chance
aksi tesadüf
unfortunate coincidence
aksi tesadüf
1. As bad luck would have it, .... 2. unfortunate coincidence
aksi tesadüf
a) unfortunate coincidence b) unluckily
Türkçe - Türkçe

tesadüf teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

(Osmanlı Dönemi) Rastgelme. Bir şey kendiliğinden olma. Tedbirsiz meydana gelme. Bak: Delil-i inayet
(Hukuk) Rastlantı
Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi
Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi: "Öyle bir tesadüf olsa ki, bir saatçik şu doktorla oturup konuşabilse!"- M. Ş. Esendal
(Osmanlı Dönemi) rastlantı, rastgele olmak
Rastlantı, rast geliş
rast
TESADÜF ETMEK
(Hukuk) Rastlamak
tesadüf etmek
Rastlamak, rast gelmek
Tesadüfler
(Osmanlı Dönemi) A'RAZ
tesadüf