etkili

listen to the pronunciation of etkili
Turkish - English

Definition of etkili in Turkish English dictionary

etki
effect

His speech was an effective apology for the Government's policies. - Onun konuşması Hükümetin politikalarıyla ilgili etkili bir özürdü.

He could not take effective measures. - O etkin önlemler alamadı.

<span class="word-self">etkilispan>
effective

Grant was not an effective political leader. - Grant etkili bir siyasi lider değildi.

His speech was an effective apology for the Government's policies. - Onun konuşması Hükümetin politikalarıyla ilgili etkili bir özürdü.

etki
influence

He has a great influence on his country. - Ülkesinin üstünde büyük etkisi var.

I think that our living together has influenced your habits. - Sanırım birlikte yaşamamız senin alışkanlıklarını etkiledi.

<span class="word-self">etkilispan>
(Hukuk) efficient

She is very efficient in the secretarial work. - O, sekreterlik işinde çok etkilidir.

Tom is usually very efficient, isn't he? - Tom genellikle çok etkili, değil mi?

<span class="word-self">etkilispan>
{s} influential

Tom was the most influential person in town. - Tom şehirdeki en etkili kişiydi.

I have a number of influential friends. - Birkaç etkili arkadaşım var.

etki
impression

Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity. - Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.

He made a good impression. - O iyi bir etki yaptı.

etki
impact

It is not my purpose to investigate the impact of Emmet's theory on biology. - Amacım Emmet'in teorisinin biyolojiye olan etkisini araştırmak değildir.

The impact of science on society is great. - Toplum üzerinde bilimin etkisi büyüktür.

etki
{i} action

The government's actions were condemned worldwide. - Hükümetin etkinlikleri dünya çapında kınandı.

The invasion of other countries is a shameful action. - Başka ülkelerin işgali utanç verici bir etkinliktir.

<span class="word-self">etkilispan>
powerful
<span class="word-self">etkilispan>
influent

I have a number of influential friends. - Birkaç etkili arkadaşım var.

Rousseau was mad but influential; Hume was sane but had no followers. - Rousseau çılgın ama etkiliydi; Hume aklı başında ama hiç bir takipçisi yoktu.

<span class="word-self">etkilispan>
big
etki
affect

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

Most living creatures in the sea are affected by pollution. - Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.

etki
force

Persuasion is often more effectual than force. - İkna genellikle zorlamaktan daha etkilidir.

etki
{i} bearing
etki
{i} purchase
etki
{i} effectiveness

Many fear that cuts in the defense budget will undermine the military's effectiveness. - Birçokları, savunma bütçesindeki kesintilerin ordunun etkinliğini baltalayacağından korkuyorlar.

etki
act on
<span class="word-self">etkilispan>
potent
<span class="word-self">etkilispan>
emphatic
etki
incidence
etki
(Kimya) act upon
etki
(Gıda) stimulant
etki
impulse
etki
(İnşaat) bias
etki
(İnşaat) exposure
etki
(Ticaret) personal power
etki
act

Exporting is a commercial activity which transcends borders. - İhracaat sınırları aşan ticari bir etkinliktir.

What's your favorite summer activity? - Favori yaz etkinliğin nedir?

etki
repercussion

I don't think you understand the repercussions your actions have caused. - Hareketlerinin neden olduğu etkileri anladığını sanmıyorum.

No one correctly predicted the repercussions of these policies. - Hiç kimse bu politikaların etkilerini doğru bir şekilde öngöremedi.

etki
penetration
<span class="word-self">etkilispan>
punchy
<span class="word-self">etkilispan>
energetic
<span class="word-self">etkilispan>
active
<span class="word-self">etkilispan>
important
<span class="word-self">etkilispan>
touching
<span class="word-self">etkilispan>
pathetic
<span class="word-self">etkilispan>
hard-hitting
etki
{i} virtue
etki
sound

Tom sounds impressed. - Tom etkilenmiş görünüyor.

etki
pull

The bus driver was not impressed when Tom pulled out a $50 note to pay his fare. - Otobüs şoförü, Tom'un bilet ücreti için elli dolar uzatmasından etkilenmedi.

etki
punch
etki
power
etki
stress

Stress can have an enormous negative impact on your health. - Stresin sağlığınız üzerinde çok büyük olumsuz etkisi olabilir.

Stress balls are very effective. - Stres topları çok etkilidir.

etki
mark

The stock market crash of October 1987 in New York is still vividly remembered. - New York'ta Ekim 1987 borsa krizi hâlâ etkili bir şekilde hatırlanmaktadır.

etki
ring
<span class="word-self">etkilispan>
strenuous
<span class="word-self">etkilispan>
telling
<span class="word-self">etkilispan>
trenchant
<span class="word-self">etkilispan>
pronounced
<span class="word-self">etkilispan>
operative
<span class="word-self">etkilispan>
hefty
<span class="word-self">etkilispan>
drastic

I must do something drastic. - Etkili bir şey yapmalıyım.

We've made a drastic improvement. - Biz etkili bir gelişme yaptık.

<span class="word-self">etkilispan>
sonorous
etki
{i} reflection
<span class="word-self">etkilispan>
vivid

Tom has a vivid imagination. - Tom'un etkili bir hayal gücü var.

The stock market crash of October 1987 in New York is still vividly remembered. - New York'ta Ekim 1987 borsa krizi hâlâ etkili bir şekilde hatırlanmaktadır.

etki
domain of
etki
activity

What activity do you spend most of your time doing? - Zamanının çoğunu hangi etkinliği yaparak geçirirsin?

What's your favorite winter activity? - Favori kış etkinliğin nedir?

etki
efficacy
etki
effect, action; impact; impression; influence, clout
etki
jolt
etki
forcefulness
etki
drag
etki
drift
etki
interest

Mrs. Tanaka, the new teacher, is offering Japanese as an extra curricular activity twice a week to interested students. - Bayan Tanaka, yeni öğretmen, Japoncayı haftada iki kez ilgili öğrencilerine müfredat dışı etkinlik olarak öneriyor.

We want to make learning effective, interesting, and fascinating. - Biz öğrenmeyi, etkili, ilginç ve etkileyici yapmak istiyoruz.

etki
point
etki
clout
etki
imprint
etki
leaven
etki
reflexion
etki
impress

I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend. - Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.

I was impressed by the general knowledge of Japanese students. - Japon öğrencilerinin genel kültür bilgisinden etkilendim.

etki
efficiency
etki
(Hukuk) effect, force, impact
etki
effect, influence
etki
potency
etki
hold

Nancy has a hold on her husband. - Nancy'nin kocası üzerinde bir etkisi var.

etki
{i} sway
etki
leavening
etki
{i} weight

Sugary drinks have no nutritional value and contribute significantly to weight gain. - Şekerli içeceklerin hiçbir besin değeri yoktur ve kilo almaya önemli ölçüde etki ederler.

etki
{i} stamp
<span class="word-self">etkilispan>
forceful
<span class="word-self">etkilispan>
commanding
<span class="word-self">etkilispan>
penetrative
<span class="word-self">etkilispan>
swinging
<span class="word-self">etkilispan>
efficacious
<span class="word-self">etkilispan>
penetrating

He gave me a penetrating gaze. - O bana etkili bir bakış verdi.

<span class="word-self">etkilispan>
moving
<span class="word-self">etkilispan>
forcible
<span class="word-self">etkilispan>
effectual

Persuasion is often more effectual than force. - İkna genellikle zorlamaktan daha etkilidir.

<span class="word-self">etkilispan>
poignant
<span class="word-self">etkilispan>
effective, effectual, efficacious; forcible; influential
<span class="word-self">etkilispan>
(ilaç) sovereign
<span class="word-self">etkilispan>
material
<span class="word-self">etkilispan>
sharp
<span class="word-self">etkilispan>
emphaticical
<span class="word-self">etkilispan>
prevalent
Turkish - Turkish

Definition of etkili in Turkish Turkish dictionary

etki
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
etki
Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra
Etki
(Hukuk) TESİR
Etki
dahiye
Etki
yardım
<span class="word-self">Etkilispan>
tesirli
<span class="word-self">Etkilispan>
kuvvetli
<span class="word-self">Etkilispan>
çarpıcı
etki
Büyü, tılsım
etki
Bir etken veya bir sebebin sonucu
etki
Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
etki
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner
etki
(Osmanlı Dönemi) tesir
<span class="word-self">etkilispan>
Etkisi olan, tesirli, müessir: "Hayli etkili bir yer altı çalışması yapılıyormuş."- A. İlhan
<span class="word-self">etkilispan>
Etkisi olan, tesirli, müessir