Turkish - English

  1. ear
  2. ear of
  3. ears of
  4. oto
  5. lug isim
  6. flange
  7. ear(1)
  8. tympanum
  9. lughole
  10. auris Anatomi
  11. bracket Nükleer Bilimler
  12. aural sıfat
  13. natural sense of musical pitch, ear
  14. tuning peg
  15. gill (of a fish)
  16. handgrip, lug, (rounded) handle (of a cooking pot)
  17. gill
  18. lobe
  19. ear; gill; flange; tuning peg; aural

English - English

  1. A prosperous peasant in the Russian Empire or the Soviet Union, who owned land and could hire workers
  2. A prosperous landed peasant in tsarist Russia
  3. A farmer whom Communists in Soviet Russia deemed to be wealthy
  4. (Russian: "fist") Wealthy or prosperous landed peasant in Russia. Before the Russian Revolution of 1917, kulaks were major figures in peasant villages, often lending money and playing central roles in social and administrative affairs. In the War Communism period (1918-21), the Soviet government undermined the kulaks' position by organizing poor peasants to administer the villages and requisition grain from richer peasants. The kulaks regained their position under the New Economic Policy, but in 1929 the government began a drive for rapid collectivization of agriculture and "liquidation of the kulaks as a class" (dekulakization). By 1934 most kulaks had been deported to remote regions or arrested and their land and property confiscated
  5. wealthy peasant farmer in czarist Russia isim

Turkish - Turkish

  1. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri
  2. USMUH
  3. SINARE
  4. guş
  5. misma
  6. üzn
  7. işitme işlevini gören ve denge organını içinde bulunduran anatomik yapı
  8. çarlık Rusya'sında zengin köylülere verilen ad
  9. Denizlerin karalara doğru girmiş olan parçalarına verilen ad
  10. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü
  11. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği
  12. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu
  13. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü: "Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu."- H. E. Adıvar
  14. Sabanın toprağa giren kısmının iki yanında bulunan ve toprağı yollara dökmeye yarayan parça
  15. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri
  16. Başın her iki yanında bulunan işitme organı: "Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum."- H. C. Yalçın
  17. Başın her iki yanında bulunan işitme organı
  18. Varlıklı Rus köylüsü
  19. Varlıklı eski Rus köylülerine verilen ad
  20. azan (Kulaklar)

English - Turkish

  1. toprak sahibi zengin çiftçi isim
  2. Rus tarihinde nekonomik açıdan üst düzeyde bulunan toprak sahibi zengin çiftlik sahibi
  3. rus çiftlik sahibi isim

Add a comment

Favorites

About This Word

    Etymology: [ 'kü-"lak, -"läk, k&u ] (noun.) 1877. 1877 Kulak, 1885 koulak. From Russian кулак (kulák), originally meaning “fist”. Compare also Russian раскулачивание (raskuláčivanie, “dekulakization”), подкулачник (podkuláčnik, “subkulak”).
    Word of the day: mammatocumulus