yala

listen to the pronunciation of yala
Türkçe - İngilizce
lick up
{f} lick

You must absolutely not lick the floor. - Kesinlikle zemini yalamamalısın.

He licked his fingers. - O, parmaklarını yaladı.

{f} licking

Life is like licking honey off a cactus. - Hayat bir kaktüsten bal yalamak gibidir.

Kissing a person who smokes is like licking an ashtray. - Sigara içen bir kişiyi öpmek kül tablası yalamak gibidir.

lick out
lick off
yalamak
lick

Kissing a smoker is like licking an ashtray. - Bir sigara içenle öpüşmek bir kül tablasını yalamak gibi bir şeydir.

Life is like licking honey off a cactus. - Hayat bir kaktüsten bal yalamak gibidir.

yalamak
give a lick
yalamak
(deyim) lap up
yalamak
graze
yalamak
lap
yal
insulation
yal
A food prepared with flour and wholemeal for feeding dogs and cows
yalamak
licking

Life is like licking honey off a cactus. - Hayat bir kaktüsten bal yalamak gibidir.

Kissing a smoker is like licking an ashtray. - Bir sigara içenle öpüşmek bir kül tablasını yalamak gibi bir şeydir.

bal dök de yala
(Konuşma Dili) The place is immaculate
yal
mash used as dog food
yal
swill
yalamak
to lick; to lick (something) up; to lap (something) up
yalamak
to lick; to graze
yalamak
to skim over, pass just above the surface of
Türkçe - Türkçe

yala teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Yalamak
(Osmanlı Dönemi) LA'K
Yalamak
(Osmanlı Dönemi) LEDS
Yalamak
(Osmanlı Dönemi) LAT'
Yalamak
(Osmanlı Dönemi) LEVG
Yalamak
(Osmanlı Dönemi) MATH
Yalamak
(Osmanlı Dönemi) LECN
Yalamak
(Osmanlı Dönemi) LESB
YÂL
(Osmanlı Dönemi) f. Kuvvet, güç. Boyun, gerdan
yal
Köpek yiyeceği
yal
Köpek ve ineklere yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek: "Köpek bile yal yediği kaba pislemez."- Atasözü
yal
Köpek ve ineklere yedirilmek üzere un ve kepekle hazırlanan yiyecek
yal
Otların kazanda kaynatılmasıyla hazırlanan hayvan yiyeceği
yal
Köpek ve ineklere yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek
yalamak
Dalgalar geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek
yalamak
Geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek
yalamak
Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak
yalamak
Sıyırarak, dokunarak geçmek: "Bir güneş parçası binanın yüzünü yalayarak açık kapılardan içeri giriyor."- R. H. Karay
yalamak
Sıyırarak, dokunarak geçmek
yalamak
Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak: "Kara üzüm tıkınıyor ya, parmak uçlarına bulaşan görünmez balını, teker teker yalıyor."- A. İlhan
yalamak
Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek
yala