varsay

listen to the pronunciation of varsay
Türkçe - İngilizce
suppose

Suppose your father saw us together, what would he say? - Varsay ki baban bizi birlikte gördü ne dersin?

He supposes that you will book seats. - Koltukları ayıracağını varsayıyor.

{f} pretended
presuppose
pretend
{f} supposed

This figure is supposed to represent Marilyn Monroe, but I don't think it does her justice. - Bu figürün Marilyn Monroe'yu temsil ettiği varsayılır, ama onun adaletini temsil ettiğini sanmıyorum.

assume

You should assume that we won't have enough money to buy everything we want. - İstediğimiz her şeyi satın almak için yeterli paramız olmadığını varsaymalısın.

We assume that he is honest. - Biz onun dürüst olduğunu varsayıyoruz.

varsay