Onların hepsinin, kolları, bacakları, ve kafaları var,onlar yürürler ve konuşurlar, ama şimdi onlara farklı yapmak isteyen bir şey var.
- They all have arms, legs, and heads, they walk and talk, but now there's SOMETHING that wants to make them different.
Burada kısa süre dinlenelim. Bacaklarım yorgun ve ben daha fazla yürüyemiyorum.
- Let's take a short rest here. My legs are tired and I can't walk any more.
Ben treni yakalamak için gerçekten koşmak zorunda kaldım.
- I really had to run for it to catch the train.
Tom otobüsü yakalamak için koşmak zorunda kaldı.
- Tom had to run to catch the bus.
O, tüm ayak işlerini yaptı.
- He did all the legwork.
Bir bebek olarak dört ayak üzerinde emekler, sonra iki bacak üstünde yürümeyi öğrenir, sonunda yaşlılıkta bir değneye ihtiyacı olur.
- It crawls on all fours as a baby, then learns to walk on two legs, and finally needs a cane in old age.
We want to leave our descendants a clean and green earth.
- Torunlarımıza temiz ve yeşil bir dünya bırakmak istiyoruz.
He was a descendant of Julius Caesar.
- O, Julius Caesar'ın torunu.
I didn't know your grandchildren lived in Boston.
- Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum.
He sat surrounded by his grandchildren.
- Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.
Kublai Khan is the grandson of Genghis Khan.
- Kubilay Han Cengiz Han'ın torunudur.
Tom is Mary's grandson.
- Tom Mary'nin erkek torunudur.
She searched for her granddaughter who had been taken away.
- O kaçırılan torununu aradı.
The old lady smiled at her granddaughter.
- Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.
I didn't know your grandchildren lived in Boston.
- Torunlarının Boston'da yaşadığını bilmiyordum.
He sat surrounded by his grandchildren.
- Torunları tarafından çevrilmiş şekilde oturdu.
... once verified, can check the signatures on the programs that run on it. And so on and ...
... NAKAMURA WANTED TO RUN ONE MORE LAP ...