to outlast danger; to float; said of a ship, boat, etc

listen to the pronunciation of to outlast danger; to float; said of a ship, boat, etc
İngilizce - Türkçe

to outlast danger; to float; said of a ship, boat, etc teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

live
yaşamak

Sakin bir ülkede yaşamak istiyorum. - I would like to live in the quiet country.

Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz. - All of us want to live as long as possible.

live
live and learn yaşadıkça ögrenmek
live
{s} güncel
live
{f} on ile geçinmek
live
radyo

Dan radyoda canlı çaldı. - Dan played live on the radio.

live
cereyanlı (tel/ray vb)
live
akımlı
live
(Televizyon) canlı yayın

Sarhoş bir TV sunucusu, canlı yayın esnasında istifra etti. - A drunk TV presenter vomited during a live broadcast.

Bizi izlemeye devam edin. Canlı yayınımız kısa süre içinde geri dönecek. - Stay tuned. Our live stream will return shortly.

live
(yayın) naklen
live
canlı

Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı? - Is there anybody who would like to go see a live concert of Lady Gaga with me?

Kazada çok sayıda canlı kayboldu. - Many lives were lost in the accident.

live
cereyanlı
live
diri
live
canlı (yayın)
live
çıngıyla yüklü
live
gereksinimlerini karşılamak
live
hayatta olmak
live
{s} patlamamış (bomba)
live
eğleşmek
live
ömür sürmek
İngilizce - İngilizce
live
to outlast danger; to float; said of a ship, boat, etc