Tom'un özür dilemek için çok fırsatı vardı, ama bunu yapmadı.
- Tom had plenty of chances to apologize, but he didn't.
Söylediğim için özür dilemek zorunda değilim.
- I don't have to apologize for what I said.
Söylediğim için özür dilemek zorunda değilim.
- I don't have to apologize for what I said.
Ona özür dilemek için Susan'ı aradım fakat o, telefonu yüzüme kapadı.
- I called Susan to apologize to her, but she hung up on me.
Paris, özgürlüklerini savunmak için elinden geleni yaptı.
- Paris did her best to defend her liberties.
Yerliler topraklarını istilacılara karşı savunmak zorundalar.
- The natives have to defend their land against invaders.
... done globally. So we'll be maintaining that stockpile in order to defend the American ...
... to defend against misinformation in all of its ...