Esperanto planlı bir dildir.
- Esperanto is a planned language.
Kotava planlı bir dildir.
- Kotava is a planned language.
Planlanmış bir şeyim vardı.
- I had something planned.
Oldukça çok planlanmış işimiz var.
- We have quite a lot of work planned.
İşler planlandığı gibi gitmedi.
- Things didn't go as planned.
Tom'un o proje üzerinde çok fazla zaman harcamayı planladığından şüpheliyim.
- I doubt that Tom planned to spend so much time on that project.