short of breath

listen to the pronunciation of short of breath
İngilizce - Türkçe
(isim)fes darlığı çeken, tıknefes
tıknefes
nefes darlığı çeken
sob
{f} hıçkırarak ağlamak

O hıçkırarak ağlamaktan vazgeçmeyecek. - She won't stop sobbing.

Orada hıçkırarak ağlamakta olan bir kız çocuğuna rastladım. - I found that there was a little girl sobbing.

sob
{i} hıçkırık

O, kayıp kız hıçkırıklar arasında adını söyledi. - Between sobs, that lost girl said her name.

sob
hıçkıra hıçkıra ağlamak
sob
{f} hıçkır

O hıçkırarak ağlamaktan vazgeçmeyecek. - She won't stop sobbing.

Onun kendi yatak odasında hıçkırarak ağladığını duyabiliyordum. - I could hear her sobbing in her bedroom.

sob
ağlarken içini çekme
to be short of breath
nefes darlığı olması
be short of breath
(deyim) soluk alamamak
be short of breath
(deyim) soluksuz kalmak
short breath
(Tıp) Nefes darlığı, astma
sob
çok içli makaleler yazan kadın gazeteci
sob
{f} hıçkırmak
sob
hıçkırır gibi ses çıkarmak
sob
{f} iç çeke çeke ağlamak
sob
{i} hıçkıra hıçkıra ağlama
sob
{i} hıçkırma

Yatak odasına girerken, hıçkırmaya başladı. - On entering the bedroom, she started sobbing.

sob
{f} hıçkıra hıçkıra ağlamak, hıçkırmak; hüngür hüngür ağlamak, hüngürdemek
sob
hüngür hüngür ağlamak
sob
{i} hıçkırıklara boğulma
sob
ağlama hıçkırığı
sob
{f} hıçkırıklara boğulmak
sob
sob story göz yaşı döktüren kişisel
to be short of breath
nefesi daralmak
İngilizce - İngilizce
sob
winded

She was winded from her long run.

short of breath

    Heceleme

    Short of breath

    Türkçe nasıl söylenir

    şôrt ıv breth

    Telaffuz

    /ˈsʜôrt əv ˈbreᴛʜ/ /ˈʃɔːrt əv ˈbrɛθ/

    Etimoloji

    [ 'short ] (adjective.) before 12th century. Middle English, from Old English sceort; akin to Old High German scurz short, Old Norse skortr lack.

    Videolar

    ... short of breath. ...

    Günün kelimesi

    plenipotentiary