Her zaman parlak renkli kravat takıyorsun.
- You are always wearing a loud necktie.
Çok parlak bir kravat taktı.
- He wore a very loud necktie.
Sözleşme imzaladığımız için kararımıza bağlıydık.
- We were tied to our decision because we signed the contract.
O, vahşi köpeğin bağlı tutulmasını istedi.
- He demanded that the savage dog be kept tied up.
O her gün papyon takıyor.
- He wears a bow tie every day.
Bir papyonu nasıl bağlayacağımı unuttum.
- I've forgotten how to tie a bow tie.